Trump’ın istediği dünya
Donald Trump’ın yeniden başkan seçilmesi ve göreve geldiği andan itibaren yaptığı açıklamalar dünya düzeninin geleceğine dair manzarayı daha da netleştirmiş görünmektedir. Bu açıklamalar hem Amerika gibi dünya liderliğinin hem de Trump’ın özgül ağırlığını aşan bir mahiyet taşımaktadır.
Öncelikle Trump tam da böyle bir konjonktürde ülke içi ve dışı ittifakların uzlaşısıyla “Biden” parantezinden sonra başkanlığa gelmiştir. Hatırlayacak olursak, diplomatik dil ve Amerika gibi lider bir gücün ağırlığıyla mütenasip olmayan davranış ve pozlarıyla kestirmeden meselelere müdahale eden bir profil olarak sabitlenmiştir. Amerika’nın her bakımdan güç kaybını Çin’e karşı agresif tavırlarıyla telafi etmeye çalışmıştır.
Daha da ötede artık günümüzün ideolojisiz ideolojisine ismini veren post-truth çağının tipik niteliklerinden birisi yalan ve aldatmacanın siyasi yükselmesidir. Tabii ki yalan ve aldatmaca insanlık tarihinde her dönemde bulunmaktadır. Fakat Keyes’e göre, post-truth kavramını besleyen ögelerden birisi de Trump’ın ifadesiyle “gerçeği bükmek”tir. Post-truth dönemimin ilginç özelliği, insanın etik kaygılardan kendilerini sıyırarak yalan söylemenin sıradanlaştırılmasıdır. Bunun sonucunda insan yalancı olduğunu........
© Milat
