Bir dil kurmak (2)
Batı düşüncesi Tanrı ile insan arasındaki düalizmi hala aşamamıştır. Esasen bunun Batı’da yapısal bir probleme denk geldiğinin özellikle altını çizmeliyiz. Bu problem Tanrı ile insanı iki ontik bağımsız hakikat olarak değerlendirir ve birbirleriyle ilişkilerini bunun üzerinden kurar.
Dikey düzlemde Tanrı ile insan arasındaki bu düalizm ve gerilim yatay düzlemde insan-insan, insan-tabiat ve insan-eşya arasındaki ilişkilerde içerilmektedir. Nitekim madde-mana, ruh-beden, din-dünya, kadın-erkek arasındaki ilişkiler de modern zamanlarda bu düalizmler üzerine kuruludur. Dolayısıyla Batı’da çifte hakikat alanı gündelik yaşam pratiklerinden en geniş anlamda kültürde işlemeye devam etmektedir.
Sosyal bilimlerin dili de bu handikapı üzerinde taşımaktadır. Sosyolojinin teolojinin yerine ikame olmasından sosyolojinin kendi içindeki fail-yapı, birey-toplum gibi dikotomi problemlerine kadar düalist dilin yapısal karakteri kendisini göstermektedir. Bu gerilimin kendisine döndürüleceği temel problem ise Tanrı-insan ilişkisindeki gerilimdir. Tanrı ve insanın kendi konumlarına otur(tul)madığı bir evrende bu gerilimin ve düalizmin hala devam ettiğini göstermektedir.
Sosyal bilimlerde geniş bir feminizm literatürü bulunmaktadır. Feminizm kendi içerisinde........
