menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kötülüğü Zirveye Taşımak-2

14 0
04.03.2026

Kötülüğü zirveye taşımak, onu kurumsallaştırmak demektir. Bireysel olmaktan çıkarıp kitlesele dönüştürmek, tek kişilik tasarruftan devletin söylemine uzatmak… İşte bu yüzden, tam da bundan dolayı kötülüğü zirveye taşımak kötülük yapmaktan daha kötüdür. Ancak çoğu zaman kötüler kötülüğü zirveye taşıdıklarının farkında olmaz. Kötünün, kötü olduğunun farkında olmaması gibi kötülüğü zirveye taşıyan da yaptığının farkında değildir. Bazen cehalet, bazen ideolojik bağnazlık ama en çok da çıkar ortaklığı kötülüğü bireysel olmaktan çıkarır, organize hale getirir, o organizasyon büyür, devletlerin stratejisine dönüşür. İnsan ve insanlık için sistematik ve güçlendirilmiş kötülükten daha tehlikeli hiçbir şeyin olmadığını, kötülük güçle buluştuğunda beşeriyetin ne hallere düşürüldüğünü uluslararası ilişkiler bize her vesileyle söylüyor.

Sanılanın aksine devlet üretmez, dönüştürür. İyiliği de kötülüğü de üreten halktır. Malzemeyi halk sağlar, devlet onu yoğurur, işler, kıvama erdirir ve halka yeniden arz eder. Devletin görevi sadece organize etmektir, düzenlemektir. İster maddi ister manevi olsun, üretilmiş olanın nerede, nasıl, hangi oranda, ne biçimde kullanılacağına karar verir. Halk karşısında devlet bir hakim, hakem ve hekimdir… Bu üçünde öncelik hakimliktedir. Çünkü gündelik hayatın neredeyse bütün uçlarına dokunur, bütün gözeneklerinden içeri girer, her zerresine nüfuz eder. Ondan habersiz hiçbir şey olmaz. Onun onayı olmadan hiçbir şey yapılmaz, yapılamaz. Mutlak bir tahakküm öznesidir bu yönüyle. Ancak devletin doğası kendini bu işlevle sınırlandırmaz. Bu hükmedişte hakem rolü de oynaması gerekir. Onu oluşturan her bir öğeye hakkını teslim etmek, hiyerarşi kurmak, üretimi hakkaniyetli dağıtmak, adalet mekanizması üzerinden doğru ile yanlışı birbirinden ayırmak, doğruyu........

© Milat