İdeolojilerin ölümü
“İdeolojiler toplumların deli gömleğidir” diyor Cemil Meriç. Bütün zamanları olmasa da son asrı betimleyen bu cümlenin günümüzde artık pek bir geçerliliği yok. Yitirdiğimiz sayısız değerin yanı sıra ideolojiler de artık nefes alıp veremiyor, bir anlamda komada. Anlık düşünceler fikirleri, fikir yoksunluğu ideolojileri ortadan kaldırdı ve bilinç artık içgüdünün emrinde, anlık hazlara ayarlanmış dağılgan, uçucu, şeffaf yolculuklar yapıyor, ne rastladığı yerde iz bırakıyor ne de dokunduklarına ufak da olsa nefes veriyor. Bitti, her şey bitti. Varılan noktada inanç, ahlak, değer, temayüz, hatta iyilik ve kötülüğün bizzat kendisi de dünyamıza ait değil. O da önceki nesiller gibi toprağın altına girdi, bir daha hiç gelmemek üzere ruhunu zamana teslim etti. Sağda solda rasgeldiğimiz ideolojiler de onların kalıntısı olan insanlar da belki hayat vitrininde nostalji aşılayan birer müze malzemesine dönüştü. Demek ki insan bütünlüğünü sağlayan fikirler kaybolunca düşünceler de onların gerisindeki dünya görüşleri ve bir bütün olarak inançlar da dağılıyormuş. Elbette ideolojilerden önce de inançlar vardı, onlar öldükten sonra da yaşamaya devam edecek, gelgelelim modernleşmenin geriye ittirdiği inançları ideolojiler bir şekilde hayatın içine çekiyordu ve artık o da yok. Doğrusunu söylemek gerekirse bütün indirgemeciliğine, katılığına, kaba sabalığına, hatta yer yer yozluğuna, dahası insanın omuzlarına bindirdiği yüklerine rağmen ideolojilerin en azından insana karakter yüklemek gibi bir misyonu varmış. Hangi kampta yer alırsa alsın, insanı hangi hizbin parçasına dönüştürürse dönüştürsün onu bütünleştiren, bütünlüklü gösteren bir tarafı varmış. Yitirilene özgü kutsiyet atfı........
