Görev köleleri
Sorumluluk içeriden dışarıya yönelen bir içgüdü, görev ise dışarıdan içeriye hareket eden bir eyleyiş durumudur. Diğerleri görev alırlar, insan ise sorumlu davranır. Görev almak, dışarıdan gelen tazyike uymak, dışarının buyruklarına göre hareket etmek, ona boyun eğmektir. Sorumluluk ise içeriden dışarıya yönelen, hayata müdahale potansiyeli taşıyan bir oluş biçimidir. Dolayısıyla görev, her bakımdan bir entegrasyonu, bir uyumu ifade ederken sorumluluk bir dönüştürme içgüdüsünü, var olana yönelik bir meydan okumayı ve olanı olması gerekene evriltme teyakkuzunu barındırır. Nesnelere görev verilir ve her nesne kendi doğasının gereğini yaparak bir anlamda doğaya hizmet eder. Taş, mimarinin sessiz emekçisidir. Bitkilere görev verilir ve her bitki doğasına uygun bir seyrüsefer içinde türünü sürdürür. Çiçek doğanın yumuşak tenidir. Hayvanların da hakeza bu döngü içinde bir görevi vardır. Hayvanlar sahnenin fondaki kımıltılarıdır. Ancak mesele insana geldiğinde, görev verilenler ile sorumluluk alanlar arasındaki makas açılır ve birinciler hayvani eşiğin bir tık üstünde durarak bütünlüğü sağlamaya hizmet ederken ikinciler, yani sorumluluk alanlar insan olma onurunun gereğini yaparlar. Bu yanıyla görev almak düzeni sağlamak, varolanı devam ettirmek anlamına gelirken sorumluluk üstlenmek düzeni sorgulamak, onun eksiklerini görmek ve yeni bir düzen inşa etmek için seferber olmak demektir.
İnsan soyunun en önemli imtihanıdır sorumluluk. Sorumlu hissedenler insan olma sınavını yüzlerinin akıyla geçerken sorumsuzlar görevlerini yerine getirmiş olsalar bile vasatlığın sınırlarında gezinirler. Bu sebeptendir ki –bazı istisnalar bir tarafa bırakılırsa- siyaset, bürokrasi, ticaret, tarım benzeri işlerle iştigal edenler her durumda statükonun garantörü olarak iş görürken sorumluluk sahibi insanlar, yani entelektüeller varolanla hiçbir zaman yetinmez, her durumda daha........
