Zekâtı vermeyenin malını kim koruyacak?
Zekâtı vermeyenin herhalde elinden zekât kadar bir mal çıkacak; ya lüzumsuz yerlere verecektir ya bir musibet gelip alacaktır.
Bu söz, belki bir hadis metni değildir; ancak içinde hayatın acı tecrübeleriyle doğrulanmış büyük bir hakikati barındırmaktadır. Çünkü Allah'ın emrettiği bir hakkı vermemek, o malın sahibinin insan değil Allah olduğunu unutmak demektir.
Bugün insanların çoğu kazancını artırmanın yollarını arıyor. Daha fazla kazanmak, daha çok biriktirmek, daha büyük servetlere ulaşmak için ömür tüketiyor. Fakat aynı insanlar, malın içindeki fakirin hakkını vermeye gelince bin türlü mazeret üretiyor. Oysa zekât, malı eksilten değil, bereketlendiren ilahi bir emirdir.
Yüce Allah şöyle buyuruyor:
"Onların mallarından sadaka al ki, bununla onları temizleyesin ve arındırasın."
Demek ki zekât yalnızca fakiri doyurmaz; zenginin kalbini de cimrilikten temizler. Malı da manevi kirlerden arındırır.
Bir başka ayette Rabbimiz şöyle uyarıyor:
"Altın ve gümüşü........
