Emeksiz kazanç hayali: Servet mi, kumar mı?
Çağımızın en büyük yanılgılarından biri şu: Çalışmadan, üretmeden, alın teri dökmeden zengin olma hayali.
Bir telefon ekranı… Birkaç rakam… Birkaç saniye… Ve insan kendisini bir anda büyük servetlerin sahibi olabileceğine inandırıyor.
Kripto paralar, borsa, fonlar ve benzeri finansal araçlar hayatımızın önemli bir parçası hâline geldi. Elbette her yatırım aracını aynı kefeye koymak ve tamamını dinen haram ilan etmek doğru değildir. Ancak bilgiye, gerçek bir ekonomik faaliyete ve makul bir risk anlayışına dayanmayan; kısa zamanda büyük kazanç beklentisiyle yapılan spekülatif işlemler, insanı çok tehlikeli bir zihniyete sürükleyebilir.
Çünkü mesele sadece para değildir.
Mesele, paraya nasıl baktığımızdır.
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur:
“Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksız yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rızaya dayanan bir ticaret olursa başka.”
İslam’ın kazanç anlayışında ticaret vardır, emek vardır, üretim vardır, risk vardır; fakat haksız kazanç ve başkasının malını batıl yollarla elde etmek yoktur.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav) şöyle buyurmuştur:
“Hiç kimse kendi elinin emeğinden daha hayırlı bir yemek yememiştir.”
Bugün ise bazı insanlar sabah işe gitmeden, üretmeden, bir değer ortaya koymadan; ekran başında birkaç işlemle servet sahibi olmanın yollarını arıyor.
Emek küçülüyor, kazanç büyütülmek isteniyor.
İşte asıl tehlike burada.
Bir insan bütün birikimini yüksek riskli bir alana yatırıyor. Fiyat yükselirse büyük kazanç elde ediyor; düşerse yıllarca biriktirdiği parasını kaybediyor.
Bir başkası aynı sistem içerisinde servet kazanıyor.
Sonra kazanan kendisini “zeki yatırımcı”, kaybeden ise “şanssız insan” olarak........
