menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çocuğumuz kaç net yapıyor da biz ne kadar ebeveynlik yapıyoruz?

47 0
15.08.2026

Bugün eğitim adına konuşurken dilimizden düşürmediğimiz bir soru var: “Çocuğumuz kaç net yapıyor?”

Kaç puan aldı? Sınavı nasıl geçti? Hangi üniversiteyi kazanacak? Hangi bölüme girecek?

Peki hiç kendimize şu soruları soruyor muyuz?

Çocuğumuz bizimle en son ne zaman gerçekten sohbet etti? Bir derdini bize anlatırken onu yargılamadan dinleyebiliyor muyuz? Aynı sofrada oturuyor muyuz? Gözlerinin içine bakıyor muyuz? Evde bir sorumluluk üstlenmesini öğretiyor muyuz? Misafir geldiğinde odasından çıkıp insanlarla iletişim kurabiliyor mu? Akrabalarını, büyüklerini ziyaret etmeyi biliyor mu? Anne babasına karşı nasıl konuşması gerektiğini biliyor mu?

Çocuklarımızın deneme sınavındaki netlerini tek tek hesaplıyoruz ama hayat sınavındaki durumlarını hiç hesaplamıyoruz.

Belki de asıl problem tam burada başlıyor.

Çocuğu üniversiteye hazırlıyoruz ama hayata hazırlıyor muyuz?

Bir çocuğun matematikten 30 net yapması elbette önemlidir. Türkçeden yüksek puan alması, iyi bir üniversite kazanması, meslek sahibi olması da önemlidir. Fakat bütün bunların yanında çocuğun ahlaklı, merhametli, sorumluluk sahibi, ailesiyle iletişim kurabilen, insanlara saygılı ve hayatın yükünü taşıyabilecek bir insan olması daha az mı önemlidir?

Kur’an bize şöyle sesleniyor:

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun.”

(Tahrîm Suresi, 66/6)

Bu ayet, ebeveynliğin yalnızca çocuğun karnını doyurmak, okul masrafını karşılamak ve sınav başarısını takip etmek olmadığını hatırlatıyor. Aileyi korumak, aynı zamanda onu ahlaken ve manen yetiştirmektir.

Çocuğumuza “Ders çalış!” demek kolaydır. Ama onunla oturup konuşmak, onu dinlemek, doğruyu yanlıştan ayırmayı öğretmek, sorumluluk vermek, gerektiğinde sınır koymak ve en önemlisi ona güzel bir örnek olmak çok daha büyük bir emek ister.

Evde herkes var, ama kimse birbirine yok.

Aynı evin içerisinde dört kişi yaşıyor. Baba telefonunda, anne telefonunda, çocuk bilgisayarında...

Aynı salondalar ama birbirlerinden kilometrelerce uzaktalar.

Çocuk anne babasıyla sohbet etmiyor. Anne baba çocuğun dünyasını tanımıyor. Sofrada herkesin elinde bir ekran var. Misafir geliyor, çocuk odasına kapanıyor. Akrabalar ziyaret edilmiyor. Ev işlerine yardım edilmiyor. Sorumluluk alınmıyor.

Sonra hep birlikte oturup:

“Bizim çocuk neden böyle oldu?”

Oysa çocuk çoğu zaman bize aynayı tutuyor.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor:

“Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüğünüzden........

© Milat