Akide, Hayatı Dönüştürmüyorsa Sadece Ezberdir
İman, yalnızca kalbin derinliklerinde saklanan sessiz bir duygu değildir. O, insanın vicdanını harekete geçiren, zihnini disipline eden ve hayatın her alanına yön veren dinamik bir kuvvettir. Eğer iman, randevusuna zamanında gitmeyen bir insanın saatini düzeltmiyor; fabrikada ürettiği malın kalitesine yansımıyor; pazarda yaptığı alışverişte dürüstlüğünü belirlemiyor; çevresine ve topluma karşı sorumluluk bilinci üretmiyorsa, o zaman sadece zihinde taşınan teorik bir kabule dönüşme tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Bugün en büyük krizimiz, inanç eksikliği değil; inancın hayata nüfuz edememesidir. Çünkü akideyi sadece tartışmaların, polemiklerin ve ezberlenmiş metinlerin konusu hâline getirdiğinizde onu hayatın merkezinden çekip kütüphanelerin raflarına hapsetmiş olursunuz. Oysa Kur'an'ın inşa etmeyi hedeflediği insan tipi, inancını yalnızca diliyle ifade eden değil; işinde, ticaretinde, aile hayatında, komşuluğunda ve kamusal sorumluluklarında görünür kılan insandır. Bir toplumun medeniyet seviyesi, ne kadar yüksek sesle inandığını söylediğiyle değil; inancının gündelik hayatı ne ölçüde dönüştürdüğüyle ölçülür. Çünkü iman, sadece secdeyi........
