Boş sandalyeler mi boş vicdanlar mı?
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda birkaç gündür aynı görüntü dünyanın gündeminde:
Konuşmaya Netanyahu başlaması ile ülkelerin temsilcileri salonu terk etmeye başlaması.
Yaklaşık 80 ülkenin temsilcileri Netanyahu kürsüye çıktığında salondan ayrıldı ya da koltuklarını boş bıraktı. Türkiye, Filistin, Mısır, Ürdün, Katar, Lübnan, Endonezya ve Malezya'nın da aralarında bulunduğu çok sayıda ülke bu protestoya katıldı. Buna karşılık ABD, Almanya, Azerbaycan, BAE ve bazı ülkelerinin temsilcileri salonda kaldı.
Bence bu görüntü yalnızca diplomatik bir protesto değildi.
Birleşmiş Milletler'in tam ortasında dünyanın vicdanına tutulmuş bir aynaydı.
Neden Netanyahu bütün bu tepkilere rağmen bu kadar rahat?
Netanyahu, BM kürsüsünde konuşması esnasında elinde bir pager cihazı da tuttu.
2024 yılının Eylül ayında Lübnan'da binlerce çağrı cihazının eş zamanlı patlatıldığı saldırıya gönderme yaptı. Saldırıda çok sayıda insan öldü ve yaklaşık 3 bin kişi yaralandı. Netanyahu'nun ofisi daha sonra saldırının onayını Netanyahu'nun verdiğini açıklamıştı.
Bir devlet başkanı, başka bir ülkede gerçekleştirilen ve sivillerin de zarar gördüğü tartışmalı bir operasyonu, dünyanın en önemli diplomatik kürsülerinden birinde adeta bir güç gösterisinin sembolü olarak sergiliyor.
Bu görüntü, aslında Netanyahu'nun neden bu kadar pervasız davranabildiğinin de cevabını veriyor.
Çünkü arkasında yalnızca İsrail'in askeri gücü yok.
ABD'nin siyasi, askeri ve diplomatik desteği de var.
Nitekim Netanyahu konuşmasında Trump'a teşekkür etti ve ABD'yi İsrail'in en büyük ortaklarından biri olarak niteledi.
İşte burada mesele yalnızca Netanyahu olmaktan çıkıyor.
Bir siyasetçinin pervasızlığı, çoğu zaman yalnızca........
