Hızla değişen dünyada sanatın gücü
Bir zamanlar bir film sahnesiyle ayağa kalktık, bir çizgiyle sustuk, bir ezgiyle ağladık. Sanat bazen bir meydan konuşmasından daha yüksek sesle konuşur. Doğrudan kalbe hitap eder, kalp de aklı ikna etmekte ustadır.
Bir film düşünün … Sahneler geçer ama zihinde yankısı kalır. O film yalnızca bir hikâye anlatmaz. bir kimlik, bir hafıza, bir direniş biçimi inşa eder. O film yıllarca gönüllerde kalır. “Çağrı “filmini herkes hatırlar.
İnsanlar bir karakterle özdeşleşir, bir cümleyi hayat düsturu yapar. Sinema; ışığın, sesin ve sessizliğin örgüsüdür. Bir kare, yıllarca sürecek bir bilinç oluşturabilir. Görsel hafıza kalıcıdır, insan gözüyle inandığına, kulağıyla duyduğundan daha çabuk bağlanır.
Bir karikatür… Arkasını dönmüş bir çocuk. Yüzünü göstermiyor ama dünyaya ayna tutuyor. Çizgi dediğin şey birkaç milimetrelik mürekkep izi fakat vicdanı kanatmaya yetiyor. Karikatürü, resmin gücü burada. Söylenemeyeni söyler, bağırmadan bağırır. Mizah, en ciddi eleştirinin en zarif kılıcıdır. Bir çizgi milyonların içindeki suskunluğu dile dönüştürebilir.
Sadece o çizimle binlerce insan Filistin davasını sahaya taşımıştır. Üstünde sessiz kalmayıp nice fedakarlığa önderlik etmiştir.
Hanzala, savaşın kirli yüzüyle öldürülen, mahrum bırakılan, masum çocukların dünyaya duyrulan sesi olmuştur,olmaya devam edecektir.
Kabe ‘de Hacılar ilahisi
Bir ilahi… Dillerde dolaşırken kalpleri birbirine bağladı. Müzik, doğrudan duygunun dildir. Tercümeye ihtiyaç........
