menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gürbüz azak

8 0
latest

Bâbıâli, irfanımızın meşheri, kültürümüzün merkezi, fikir hayatımızın vazgeçilmez kalesidir. Bu kendine özgü yapıya sahip olan mahalle, bir semt olmanın ötesinde bir mekteptir, medresedir, okuldur, akademidir. Hepimiz az çok bu üniversitenin önünden geçtik, sınıflarında tutunmaya çalıştık. Süheyl Ünver Edirne için söylemiştir ama Cağaloğlu için de tekrarlayabiliriz: “Ömür biter Bâbıâli bitmez!”

1978’de tarihî semte geldiğimde ilk merak edip ziyaret ettiğim büyüklerim arasında Gürbüz Azak da vardı. Uzun boya, heybetli bir duruşa sahipti. Ama zarafeti ve yumuşak konuşma üslubuyla, hepimizi rahatlatıyordu. Tafsilatlı hikâyedir, kısasını söyleyeyim: 1985’te Türkiye gazetesine röportaj yapmaya başladığımda bana rehber olan listeyi ondan almıştım. O hepimizin hocası, muallimi, ustası, ağabeyidir.

Bugün Bâbıâli’nin kenarından geçip de Gürbüz Azak Ocağı’na yolu düşmeyen ressam, hattat, şair, yazar, gazeteci, yayıncı yok denecek kadar azdır. Mevlâna gönüllü, Yûnus yüreklidir. Ötelemeyen, dışlamayan aksine kucaklayan, birleştiren ve doğru istikamet gösteren bir kutlu mihmandardır Gürbüz Ağabey. Birlikte çalıştığımız gazetelerin eski yıllarını hatırlıyorum. Odası, en çok ziyaret edilen güzel bir mekândı.

Gürbüz Azak Mektebi’nden hakkıyla ve en iyi derece ile mezun olan güzide talebesi Muammer Erkul’dur. İstanbul’daki en eski dostum, arkadaşım, kardeşim Muammer, bir ara Divanyolu adında çok güzel bir kültür, sanat ve fikir dergisi çıkardı. Mecmuanın Osmanlı kokan ismi, zengin muhtevası, güçlü kadrosu vardı. Dergide ilk okuduğum yazılar Gürbüz abinindi. Türkiye gazetesinde de öyleydi. Gazete alınır, birinci sayfa geçilir ve ikinci sayfanın sağ köşesine bakılırdı: İşte o “Vitrin”.

Muammer........

© Milat