İslâm’da ‘eşitlik’ kavramı- 2
İnsanlık âilesinin bütün fertleri, insan olma noktasında ‘eşit’ oldukları gibi Müslüman toplumun bütün bireyleri de kendi aralarında ‘eşit’ ve kardeştirler. Âyet-i kerimede buyuruldu ki: “Bütün müminler kardeştir; öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’a gönülden saygı besleyip O’na karşı gelmekten sakının ki, O’nun rahmetine erişesiniz.” (Hucurat 10)
Bu âyet-i kerimeye göre; aynı inanç ve değerler manzumesini paylaşan müminler kardeştirler ve bu temele dayanan hak ve özgürlüklerden yararlanma noktasında ‘eşit’ konuma sahiptirler. Dolayısıyla İslâm; hiçbir kimseye, hiçbir millete ve hiçbir ırka herhangi bir ayrıcalık tanımamıştır. Kanun önünde de, fırsat eşitliğinde de, hak ve özgürlükleri kullanma alanında da bu böyledir.
İslâm dinindeki bu ‘eşit’lik ilkesi; insanların - kullara değil - yalnızca Allahü Teâlâ’ya kul olmakla özgürleşebilecekleri anlamına da gelir.
Müslümanlar arasındaki kardeşlik ve bu kardeşlik esasına dayanan ‘eşit’lik anlayışı, hadis-i şeriflerde de vurgulanmıştır. Rasulullah sallallahü aleyhi ve sellem Vedâ haccındaki hutbesinde; her türlü üstünlük vesilesini yok sayarak bütün insanların ‘eşit’ olduğunu şu şekilde ilan etmiştir: “Ey insanlar biliniz ki; Rabbiniz birdir, babanız birdir, hepiniz Âdem’in çocuklarısınız; Âdem de topraktan yaratılmıştır. Arab’ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arab’a, kızıl tenlinin beyaz tenliye, beyaz........© Milat
