menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tarihin Sessiz Çığlığı

11 0
04.03.2026

Sınırlarımızın ötesinde yükselen dumanlar, yalnızca barutun değil, insanlığın yorgun vicdanının dumanıdır. ABD ve İsrail’in İran üzerinde açtığı her cephe, haritaların çizgilerini değil, kalplerimizin en derin yerinde sakladığımız şu soruyu sorar: ‘’Nasıl bir gelecek bizi bekliyor?’’

Ekranlarda aynı görüntüler, aynı analizler, aynı öfke cümleleri dönüp dururken, tekrarın tekrarına düşmemek için bu haftaki yazımızın başlığına ‘’Tarihin Sessiz Çığlığı’’ koyduk. Çünkü bazen en yüksek hakikat en kısık sesle konuşur.

Tarihin sessiz çığlığı dediğimiz o uğultu, kulakları sağır eden savaş naralarından çok, insanın içinde hissedilen bir muhasebenin sesi, bir uyanış davetidir. Eğer direniş bir bayraksa, onun dikileceği yer nefsimizin en karanlık köşeleridir. Zira asıl zafer, önce içeride kazanılır.

Tarih bağırmaz, fısıldar bize. Ama o fısıltı, duymak isteyen kulaklar için bir çığlık kadar sarsıcıdır. İran’da yaşanan her sarsıntı, aslında bizim geleceğimize tutulmuş bir aynadır. Coğrafya, ihmali affetmez, parçalanmışlığı mazur görmez. Milletler ya........

© Milat