Menzil değil öngörü
Dört puanlık fark, bazen bir ülkenin kışını nasıl geçireceğini belirleyebilir.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 13 Ağustos’ta CNN’e verdiği röportajda ülkesinin ABD’nin Patriot önleyici füze stokunun yaklaşık yüzde 1’ine sahip olduğunu, stokun yüzde 5’inin Ukrayna’nın kışı atlatmasına yardımcı olacağını, yüzde 10’luk bir payın ise Rusya’nın balistik füze saldırılarına karşı çok daha güçlü bir savunma sağlayacağını söyledi.
Rakamlar Zelenskiy’nin açıklamasına dayanıyor. Bu rakamların bütün teknik ayrıntılarını bağımsız biçimde doğrulamak mümkün değil. Ancak açıklamanın ortaya koyduğu tablo açık:
Bir ülkenin güvenliği, sahip olduğu sistemlerin sayısından önce o sistemlerin ne kadar süreyle sürdürülebileceğiyle sınanıyor.
Haberin Türkiye’ye uzanan tarafı da burada başlıyor.
Çünkü Ukrayna’nın savaşı Türkiye’den uzak bir coğrafyada yaşanmıyor. Karadeniz’in karşı kıyısındaki çatışmalar; deniz güvenliğini, ticaret yollarını, enerji hareketliliğini ve bölgesel istikrarı doğrudan etkiliyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın temmuz ayında yaptığı değerlendirmelerde de Karadeniz’in güvenliği ve seyrüsefer emniyetinin Türkiye açısından doğrudan önem taşıdığı vurgulandı.
13 Ağustos’ta Rusya’nın Ukrayna’nın Odesa bölgesindeki İzmail Limanı’na düzenlediği saldırı bu açıdan yalnızca bir savaş haberi olarak okunamaz.
İzmail, Tuna üzerinden Karadeniz’e açılan önemli ticaret noktalarından biri. Limandaki altyapının hedef alınması, savaşın yalnızca askerî hedeflerle sınırlı kalmadığını; ticaret yollarının güvenliğini de doğrudan etkilediğini gösteriyor.
Karadeniz’deki bir saldırının etkisi, hedefin koordinatlarında kalmıyor.
Ticaret yoluna uzanıyor.
Deniz güvenliğine uzanıyor.
Bölgesel istikrara uzanıyor.
Türkiye açısından anlamlı soru da burada ortaya çıkıyor.
Savaşın içine girmek başka bir konu.
Savaşın Türkiye’ye ulaşabilecek sonuçlarını önceden hesaplamak başka.
İkinci başlık, devlet kapasitesinin sınandığı yerdir.
Zelenskiy’nin yüzde 1’den yüzde 5’e çıkma arayışı, güvenlik planlamasının zor tarafını gösteriyor. Tehdit büyürken savunma kapasitesi aynı hızda genişlemiyorsa, ülkeler bir süre sonra kendi depolarının dışındaki imkânlara yönelmek zorunda kalıyor.
Fakat dünyadaki savunma........
