menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kilidi sağlam kapısı açık evler

10 0
21.07.2026

Akşam olduğunda evimizin kapısını iki kez kontrol ediyoruz. Anahtarın kilitte dönerken çıkardığı o tanıdık tık sesini duyana kadar rahat etmeyiz. Arabanın alarmını kuruyor, pencereleri kapatıyor, çocuklarımıza tanımadıkları kimseye kapıyı açmamalarını tembihliyoruz. Güvenlik denildiğinde aklımıza hâlâ çelik kapılar, sağlam kilitler ve yüksek duvarlar geliyor. Oysa yaşadığımız çağda hırsızların önemli bir kısmı artık kapımızı çalmıyor; sessizce, gürültüsüzce, ekranın ışığında cebimize giriyor. En değerli eşyalarımızı değil, kimliğimizi, birikimlerimizi, özel hayatımızı ve bize duyulan güveni hedef alıyor.

Bugün birçok insan, "Benim hesabımda zaten çalınacak para yok ki" diyerek kendisini bu tehdidin dışında görüyor. Oysa siber suçlular için mesele yalnızca banka hesabındaki para değildir. Bir telefon numarası, bir e-posta adresi, bir kimlik bilgisi, bir sosyal medya hesabı ya da ele geçirilen mobil bankacılık uygulaması; organize suç örgütleri için başlı başına ekonomik değeri olan dijital varlıklardır. Artık yalnızca cüzdanlarımız değil, dijital kimliğimiz de hedefte.

Bunun en somut göstergesini son aylarda peş peşe gerçekleştirilen siber suç operasyonlarında görüyoruz. İçişleri Bakanlığının koordinasyonunda Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, Jandarma ve MASAK'ın desteğiyle yürütülen operasyonlarda yüzlerce değil, binlerce şüpheli yakalandı. Soruşturmalarda; yasa dışı bahis ağları, oltalama (phishing) siteleri, sahte yatırım platformları, mobil bankacılık hesaplarına yetkisiz erişim sağlayan yapılar, sosyal medya üzerinden yürütülen dolandırıcılık yöntemleri ve suç gelirlerini elektronik para kuruluşları ile kripto varlıklar üzerinden aklamaya çalışan organize ağlar deşifre edildi. Bu tablo bize önemli bir gerçeği gösteriyor: Karşımızdaki yapı, birkaç kişinin bilgisayar başında yaptığı bireysel girişimlerden ibaret değil; ciddi organizasyon kabiliyetine sahip profesyonel suç şebekeleriyle karşı karşıyayız.

Nitekim bu tabloyu doğrulayan en güncel açıklama da hafta başında geldi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, 20 Temmuz 2026'da GAMER Toplantı Salonu'nda düzenlenen Siber Güvenlik Toplantısı'na başkanlık ederek son altı aylık operasyonel süreci ve önümüzdeki döneme yönelik tehdit projeksiyonlarını değerlendirdi. Bakan Çiftçi, karşımızdaki suç profilinin artık sabit değil, sürekli değişen bir yapıya sahip olduğuna dikkat çekerek "Suç örgütleri, internet teknolojilerini ve yapay zekâyı bir silah olarak kullanmakta, küresel düzeyde şebekeler kurmakta ve anlık olarak yöntemlerini değiştirebilmektedir" dedi. Kararlılık mesajını ise şu sözlerle verdi: "Siber ortamda işlenen suçlara karşı gösterdiğimiz sıfır tolerans anlayışından taviz vermeyeceğiz." Bu açıklama, devletin bu mücadeledeki nihai hedefini de netleştiriyor: dijital dünyayı suçlular için bir sığınak değil, adaletin tecelli edeceği bir alan hâline getirmek.

Peki bu kadar büyük bir ağ, binlerce insanın telefonuna, bilgisayarına ve banka hesabına nasıl ulaşabiliyor? Cevabı düşündüğümüz kadar karmaşık değil. Çoğu zaman kapıları onlar zorlamıyor; biz farkında olmadan kendimiz aralıyoruz. Siber suçluların en büyük silahı teknoloji değil, insanın güven duygusunu istismar edebilme becerisidir. Onlar yazılım açıklarından önce, dikkatsizliklerimizi hedef alıyor.

Nitekim bu suç örgütleri yalnızca teknolojiyi kullanmıyor; insan psikolojisini de çok iyi tanıyor. Kimimizi korkutarak, kimimizi sevindirerek, kimimizi de acele ettirerek tuzağa düşürüyorlar. "Hesabınız askıya alınacaktır.", "Kargonuz teslim edilemedi.", "Vergi iadeniz hazır.", "Yatırım fırsatını kaçırmayın.", "Çocuğunuz acil durumda." gibi mesajlar, teknik saldırıdan önce zihnimize yapılan saldırılardır. Çünkü dolandırıcılık artık önce ekrana değil, insanın karar verme mekanizmasına yöneliyor.

İşin en düşündürücü tarafı ise şu: Çoğu zaman suçluların aşamadığı güvenlik duvarlarını biz kendi ellerimizle kaldırıyoruz. Güvenilir görünen bir bağlantıya tıklıyor, kaynağını bilmediğimiz bir uygulamayı indiriyor, doğruluğunu araştırmadan gelen bir telefonu gerçek sanıyor ya da birkaç dakika içinde yüksek kazanç vaat eden sahte yatırım ilanlarına inanıyoruz. Bazen de yalnızca merakımız, bazen açgözlülüğümüz, bazen de iyi niyetimiz en güçlü parolamızdan daha büyük bir güvenlik açığına dönüşüyor.

Bütün bunlar bir gerçeği apaçık ortaya koyuyor: Siber güvenlik artık yalnızca bilişim uzmanlarının, bankaların ya da kamu kurumlarının meselesi değildir. Bu, her vatandaşın günlük hayatının bir parçasıdır. Nasıl ki evimizin kapısını açık........

© Milat