Dünyanın İstanbul'a baktığı yer
Bir fuar salonuna girince önce ürünleri görürsünüz. Renkler, ışıklar, kataloglar, numuneler... Bir taraftan baskı sesleri yükselir, başka bir tarafta farklı diller birbirine karışır. Kâğıda dokunan eller, ürünlerin üzerinde gezinen gözler, kısa bir selamın ardından başlayan uzun konuşmalar...
Bir süre sonra ürünler geri çekilir.
İnsanlara bakmaya başlarsınız.
Bu hafta İstanbul Fuar Merkezi'nde dolaşırken benim dikkatimi çeken de tam olarak buydu. Özellikle Uzak Doğu'dan gelen bazı firmaların stantlarında alışık olduğum görüntünün değiştiğini gördüm. Daha önce Türkiye'deki fuarlarda şirketleri adına temsilcilerle karşılaştığımız bazı firmaların bu kez sahipleri doğrudan standın başındaydı.
Küçük bir ayrıntı gibi görünüyordu.
Çünkü bir temsilci göndermek başka, kendin gelmek başka bir şeydir.
Temsilci ürününü anlatır, fiyatını söyler, kataloğunu uzatır. Şirket sahibi ise karşısındaki insanı görür. Sorunun arkasındaki ihtiyacı, tereddüdün içindeki çekinceyi, bir cümlenin açabileceği yeni yolu daha yakından hisseder.
Ticaretin içinde rakam kadar başka bir ölçü daha vardır: temas.
İstanbul'daki fuar salonları uzun zamandır bu temasın görüldüğü yerlerden biri. SIGN İstanbul da bunun canlı örneklerinden. Salonlarda dolaşırken dünyanın farklı köşelerinden insanların aynı masanın çevresinde buluştuğunu görüyorsunuz. Birinin elinde katalog, diğerinin önünde numune, bir başkasının zihninde henüz adı konulmamış bir ortaklık ihtimali...
Ticaretin asıl hikâyesi çoğu zaman tam burada başlıyor.
Çünkü bir fuarın anlamı yalnızca kaç ürünün sergilendiğiyle ölçülmez. Kimlerin geldiği, kimin doğrudan temas kurmayı tercih ettiği, hangi konuşmaların fuar salonundan çıktıktan sonra devam ettiği de önemlidir.
Bu yıl aynı şehirde gerçekleşen MÜSİAD EXPO da bu açıdan dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Farklı sektörlerden iş insanlarının, uluslararası katılımcıların ve satın alma heyetlerinin bir araya geldiği fuar, ticaretin yalnızca mal alışverişinden ibaret olmadığını yeniden gösterdi.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın........
