menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çağın kamburunu sırtlayabilenler

25 0
30.07.2026

İnsanoğlu, zamanın sarsıntıları karşısında ikiye ayrılır: rüzgârın yönüne göre savrulanlar ve fırtınayı köklerini derinleştiren bir imtihana dönüştürenler. Yaprak, her esintide başka bir istikamete düşer; kök ise her sarsıntıda toprağa biraz daha bağlanır. Çağın yorgunluğunu omuzlamak, işte bu ikinci sebatın harcıdır. Zaman, üzerine inşa edilen hakikati kendi sinesinde usulca büyütür; yalanı ve kopyalanmış hevesleri ilk rüzgârda kusar. Bedel ödemek, sabrın çilesini çekmek, o kutlu ufka varmanın şartıdır.

Geçtiğimiz günlerde, devletin en üst perdesinden, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ifadelerinde vücut bulan o sarsılmaz iradeye şahit olduk. Türkiye'nin yalnızca kendi sınırları içinde değil, tüm bir bölgenin üretim, lojistik ve akıl merkezi olma hedefi, coğrafyanın kaderini kökünden yeniden yazma hamlesidir. Olasılıkların rasyonel terazisinde, yaşanan her sarsıntı, bastığımız zeminin ne kadar sağlam olduğunu fısıldıyor. Cumhurbaşkanı'nın, "Yaşadığımız her hadise, siyaset sahnesinde şahit olduğumuz her tartışma, milletimizin verilmiş sadakasının olduğunu bizlere tekrar gösteriyor" tespiti, sığ politik tartışmaların ötesinde, varoluşsal bir sükûnet arayışının ve devlet vakarının ilanıdır.

Kırk yıldır bu toprağın damarlarından beslenen, emeği ve bereketi sömüren o karanlık gölge, yerini kalıcı bir aydınlığa bırakıyor. Yıllık ortalama elli milyar doları bulan o ağır faturanın artık anaların........

© Milat