Erzurum’da İftar Sofraları
Çocukluğumun sokaklarına, lâcivert bir gecede cemre gibi bir sıcak ses düştü… Yüreğime, yüreğimin ucuna... Çocukluğumun sokaklarında, çocukluğumun peşinden koştum bu sesle... Kalbimden ılık ılık akan bir şeyler, gözyaşı oldu yanaklarımda... Ve çocukluğumun sokaklarında "elma şekeri", "horoz şekeri", "pamuk şekeri" satıcılarının yerlerini boşuna aradı gözlerim... Kulaklarım sükûtu... sükûtu… sükûtu dinlerken "Ramazan Topu" geldi aklıma birden… "Ramazan Topu"nun bir sembol, çocukluğumuzun Ramazanlarının vazgeçilmez sesi olduğunu bilir, büyüklerimizin; oruçlu olduğumuzu en iyi dilimizden anlayacaklarını sanır ve horoz şekerlerini kaçamak yaladığımız Ramazan akşamlarında, sokakta akşam ezanını değil, ondan daha fazla bir istekle "Ramazan Topu" nu beklerdik...
Erzurum'da iftar vakitlerinin ve iftar sofralarının da ayrı bir yeri vardır. İftar vakti yaklaşınca evin hanımlarını ve çocukları bir telaş kaplar. Hanımlar sofra hazırlama, çocuklarsa iftar topunu gözetme ve geç kalmadan mahallenin meşhur çeşmesinden iftara su getirmek telaşı içerisindedir. İftar sofrasında Dabakhane, Yazıcı, Akpınar, Şabakhane, Cennet Çeşmesi gibi çeşmelerden su bulunması özellikle de sıcak mevsimlerde çok önemlidir. Bu tarihi çeşmelerin başında bazen uzun kuyruklar oluşurdu. Erzurum'da Ramazan'da ikindiden sonra özellikle üç yerde kuyruk görülür; biri çeşme başında, biri de kadayıfçıların önünde, biri de fırında.
“Ramazan’ın ekmeği de kendine mahsus olan pidedir. Fırınlar, Ramazan’a göre hazırlıklarını yapar ve pideyi şekillendiren tırnakçı ustaları tutarlar. Normal ekmekle pidenin hazırlanışı ve pişirilme sıcaklıkları farklıdır. Ramazan’da insanlar birbirleriyle iftarlık adı altında hediyeleşirler de. Ramazan ayındaki bu hediyeleşme geleneği de Türk kültürüne özgü bir durumdur. Birine iftarlık alan kişi, gücüne göre bir gıda maddesi, söz gelişi pide veya pastırma vs. veya başka bir iftarlık alabilir. Çocuklara daha ziyade şekerleme türünden bir hediye alınır. Çocukluğumuzda Erzurum’da iftarlık olarak horoz şeklindeki kalıplardan çıkarılan ‘horoz şekeri’ alınırdı. Bunu satan satıcı, belli bir ahenk içinde ‘iftariye horoz şekeri’ diye bağırır ve çocuklar etrafına toplanarak şekerlerini alırlardı.” (Prof.........
