menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aşk; ayrılık mıdır, kavuşmak mı?

21 0
02.07.2026

Seni katarlarla yola salmadım, Uçağa binip de uçmadın benden. Geminin ardından bakıp kalmadım, Taksi götürmedi seni şehirden. Gezip dolaşırım hep küçenizi, Eviniz burda bak, yakındasın sen. Sözlerin acısı ayırdı bizi, Bu hicran yamandır her mesafeden. Ben seni yitirdim yanımda iken Ayrılık biletini nereden aldın? Yitirdim ben seni, ne için, neden? Sen gittin de bilmem, ben niye kaldım?

Azerbaycan Yazarlar Birliği Başkanı, şair, oyun yazarı ve film yönetmeni Anar Rızayev’in, kendisinin söylenmesini istediği şekliyle ANAR’ın bir şiiri.. “Ayrılık Bileti ”.

Şiirde ANAR’ın da vurguladığı gibi; ayrılık öyle bir şeydir ki; içine düşülmüş olan ıstırabın neyin delili olduğunu, ancak onun büyüklüğü, sevenin dünyasında yarattığı etki belirler. Ayrılık derdiyle inim inim inlese de âşık; yaşadığının gerçek olup olmadığını anlamak, hissettiğinin aşk boyutunda seyrettiğinden emin olmak için, bu durumdan kurtulmak istemez. Hem zaten gerçekse içine düştüğü hâl; istese de kurtulamaz ya! O da başka bir konu. Zira ayrılık da çektiği acı, aşkının en büyük ispatıdır. Ulu Mevlana’nın da söylediği gibi; “ Ey Gönül! En acı ilaç ayrılıktır; zira onun içinde aşk gibi bir şifa saklıdır.” Ve yine bir başka sözünde şöyle der ayrılık için: “Aşığa bir anlık ayrılık, bir yıl gibi gelir. Bir yıllık vuslat bile onca bir hayalden ibarettir. Aşk susuzdur, susuzu arar. Bunlar geceyle gündüz gibi birbirinin ardına düşmüşlerdir. Gündüz geceye âşıktır, onsuz olamaz. Fakat bakarsan görürsün ki gece, ona ondan ziyade âşıktır.”

Günümüzdeki aşk anlayışında genelde “sahiplenme” ve “mülkiyet” duyguları öne çıkıyor ve bunun da sonuçta “kavuşma” ile anlam kazanacağına inanılıyor. Oysaki “ayrılık”, tam da bu kavuşulan an’da kendini gösterir, izini belli eder, bir ok gibi yüreğe girer, aşığı türlü kederler eşliğinde, sevgilinin peşinden sürükler. Doğrusu şu ki; ayrılığın dilinden anlamayanın, ona hakkını vermeyenin, kavuşması da yarımdır ve istenilen elde edildiğinde dimağda bırakacağı lezzet umulandan farklı olacaktır ve belki de yaratacağı hayal kırıklığı sonucunda, aşk sanılan bağlanış erken bitecektir. Çünkü, kavuşulacak olanın uğrunda katlanılması gereken zorluklar yetmemiş, yani aşk yeterince pişirilmemiştir. Bu yüzden aşk, her zaman kavuşmak değil, gerektiğinde bırakıp gitmesini, kendini acılara mahkûm etmesini bilmek, bu fedakârlığı gösterebilmektir.

Belki de hayat boyu yaşadıklarımız, şairin şu iki mısrasında özetlenmektedir:”Ömrümüz ayrılıklar toplamıdır/Yarım kalan bir şiir belki de...” (Ahmet Telli)

Mevlana’nın; “Öyle bir sırdır ki her gönül kaldıramaz ve ehli olmayanlara anlatılmaz.” dediği aşkı, hakkında birçok yazı kaleme alan İskender Pala, “Cazip bir........

© Milat