menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mekke Anlaşması üzerine

10 0
13.08.2026

7 Ağustos tarihinde Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” imzalandı. Kâbe'nin hemen yanı başında imzalanmış olmasıyla sembolik bir anlam kazanan anlaşmanın en dikkat çekici maddesini Dışişleri Bakanı Hakan Fidan açıkladı: “Ortak savunmaya ilişkin hüküm, teknik olarak NATO Antlaşması'nın 5. maddesiyle aynıdır.” Bu, üç ülkeden herhangi birine yapılacak saldırının diğerlerine de yapılmış sayılacağı anlamına geliyor.

Anlaşmanın kamuoyundaki yansımaları iki farklı uçta şekillendi. Bir tarafta, anlaşmanın ABD’nin bölgesel çıkarlarına hizmet edeceğinden endişe duyanlar var. Bu kesimler, anlaşmayı mezhepçi bir proje olarak görüp İran'a karşı kurulan “Sünni askerî blok” olarak yorumluyor.

Diğer tarafta ise daha anlaşmanın mürekkebi kurumadan “İslam birliği kuruluyor” diyerek zafer açıklamaları yapanlar… Kanaatimce ikisi için de henüz erken.

Çünkü anlaşmanın tam metnini bilmiyoruz. “Bir ülkeye yapılan saldırının diğerlerine yapılmış sayılması” önemli bir taahhüt; fakat asıl soru hâlâ cevapsız: Kime karşı?

Bir savunma ittifakının anlam kazanabilmesi için ortak tehdidin tanımlanması gerekir. NATO'yu, Varşova Paktı'nı ve benzeri askerî yapılanmaları ayakta tutan unsurlardan biri ortak düşman algısıydı. Mekke Anlaşması'nda ise bu nokta şimdilik muğlak.

Eğer bu anlaşma ABD'nin İran'ı kuşatma siyasetinin yeni bir aracı olacaksa; Sünni-Şii ayrışmasını derinleştirecek, Müslümanları birbirine karşı silahlandıracak yeni bir mezhep........

© Milat