Kerim Alptekin’in “Yitik Sesler Aynası” üzerine
Elinize bir kitap aldığınızda öncelikle onu tanımak istersiniz. İsmine, kapağına, yazarına, içindekiler kısmına, ön sözüne, varsa takdim yazısına bakarsınız. Çalınan bu kapılardan sonra gönül rahatlığı ile kitabı okumaya başlarsınız.
Kerim Alptekin’in son kitabı olan Yitik Sesler Aynası da arka kapağındaki takdim yazısıyla okurunun kalbini fethetmeyi başarmış bir roman. Bakınız ne diyor kitap:
“İnsan bazen bir şehre değil, kendi içine göç eder… Bir valize sığan eşyalarla başlayan bu yolculuk; sokakların kokusunda çocukluğu, bir caminin avlusunda huzuru, insanların kırılgan hikâyelerinde kendini arayan bir ruhun izlerini sürüyor. Değişen zamanın ortasında, geçmişle bugün arasında salınan hayatlar, küçük karşılaşmalar, sessiz iç hesaplaşmalar ve kalpte yankılanan sorular…”
İşte burada da zikredildiği gibi bazı kitapları okumaya başladığınızda siz kitabı değil, kitap sizi okumaya başlar. Siz kitabın satırlarında göz gezdirirken sadrınızda kendinize dair satırlar uçuşur.
Takdimden yolculuğumuza devam edersek:
“Bu roman; inancın, aidiyetin, yalnızlığın ve umudun iç içe geçtiği bir dünyayı, incelikli ve içten bir anlatımla örüyor. Bir mahallenin sabah sesleri, eski halıların hatıraları, tanımadık yüzlerin sıcaklığı ve insanın kendi vicdanıyla yaptığı uzun konuşmalar… Her sayfada başka bir duyguya dokunan, yavaş yavaş derinleşen bir iç yolculuk. Bazen bir selamda, bazen bir hatırada, bazen de suskun bir bakışta saklı olan hayatın anlamını arayanlara…”
Bu roman sıra dışı bir romandır. Birçok insanın bilmediği ama merak da ettiği bir kesimin romanıdır. Evet, aynen öyle… Bu romanda bir imam hatibin iç dünyasının, ideallerinin ve hayallerinin sesini, bu sesin sizin iç dünyanıza akseden yankısını bulursunuz.
Yazarın, henüz dosya halindeyken okumam için bana getirdiği bu kitabı dikkatle okudum, anlamaya ve nihayetinde anlamlandırmaya çalıştım. Bir imam hatip mezunu........
