menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tebeşir Tozundan Şehadet Makamına

11 0
19.04.2026

“Ayla Kara Hocamıza ve öğrencilerine rahmetle”

Bazı dersler vardır ki sınıflara sığmaz, kara tahtalara yazılmaz ve zilin çalmasıyla son bulmaz. 15 Nisan 2026 günü Kahramanmaraş’ta, Ayser Çalık Ortaokulu’nun koridorlarında yankılanan o feryat, aslında bir devrin bitişi değil, bir destanın başlangıcıydı. Matematik öğretmeni Ayla Kara; ömrünü sayılara, denklemlere ve çocukların dimağlarını aydınlatmaya adamış bir muallime, o gün hayatın en zorlu sağlama işlemini kanıyla yaptı: Can vererek can tutmaktı işlemi.

Maraş’ın toprağı, 6 Şubat’ın yaralarını sarmaya çalışırken bu kez bir başka depremle sarsıldı. Bu ne yerin altından gelen bir uğultu ne de binaların çöküşüydü; bu, bir evladın elindeki silahla kendi geleceğine, kendi öğretmenine, kendi kalbine sıktığı bir kurşun yağmuruydu. Ayla Öğretmen, o an sadece bir memur ya da bir eğitmen değildi; o, 20 yıllık tecrübesini tek bir içgüdüde topladı. Annelik içgüdüsüydü.

Normalde o gün grevdeydi Ayla Hoca, bir hak arayışındaydı belki. Siverek’te okul saldırısına dikkat çekmek adına sendika çağrısına uymuştu. Ama sınıfta çocuklarını görünce, "öğrencilerim varsa ben de varım" diyerek içeri girdi. O kapıdan içeri giren sadece bir öğretmen değil, bir siperdi. Katil zanlısı sınıfa daldığında, Ayla Hoca tereddüt etmedi. Vücudunu, o minik bedenlere siper etti. Üç kurşun... Bir hayatın bedeli, sekiz-dokuz masumun son nefesi ve geride kalan bir kahramanlık nişanı. Ayla öğretmenin adı da manidardı. Çocukların etrafında görülen halka, ışık halkası anlamına geliyordu “Ayla”

Oğlu Furkan’ın dilinden dökülenler, aslında bir........

© Milat