HÜDAPAR İftarı; Türkiye’nin iç barışı ve medeniyet coğrafyasının geleceğine bir kapı
Ramazan ayı, yalnızca oruç tutulan bir zaman dilimi değildir. Aynı zamanda insanın vicdanıyla, ümmetin acılarıyla ve dünyanın adaletsizlikleriyle yüzleştiği bir muhasebe iklimidir. HÜDAPAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’nun 9 Mart Pazartesi günü sivil toplum kuruluşları, basın mensupları ve İslam dünyasının farklı bölgelerinden gelen ilim insanlarının katılımıyla düzenlediği iftar programında yaptığı konuşma bu muhasebenin yansıması niteliğindeydi.
Yapıcıoğlu’nun Gazze’ye dair yaptığı şu tespit, Ramazan’ın ruhunu yeniden hatırlatan bir cümleydi; “Biz 19 gündür oruç tutuyoruz ama Gazze’de kardeşlerimiz gıdaya ve temiz suya ulaşamadıkları için adeta iki buçuk yıldır oruç tutuyor.” Bu söz, siyasi değerlendirmeden öte; vicdanı olan herkesin kalbinde yankılanması gereken bir serzenişti. Çünkü Gazze’de yaşananlar klasik bir savaşın ötesine geçmiş, insanlık tarihine kara bir leke olarak geçmiştir.
Bugün Gazze’de ekmek yok, su yok, ilaç yok, hastane yok. İnsanların başını sokacağı bir evleri yok. Bu tablo küresel emperyalizmin nasıl bir ahlaki çöküş içerisinde olduğunu gösteren ibretlik bir durumu gözler önüne sermektedir. Yapıcıoğlu’nun “kötülük kurumsallaştı, haydutluk devletleşti, hak hukuk rafa kalktı” şeklindeki değerlendirmesi, günümüz batı anlayışını gözler önüne seriyordu.
Siyonist işgal rejiminin yalnızca Filistin’e yönelik bir tehdit olmadığı alenen görülmektedir. Bugün hedef olarak İran gösterilmiş olsa da İran ile sınırlı kalmayacağı ortadadır. İsrail’in bölgedeki stratejisi, İslam coğrafyasını parçalayan, birbirine düşüren ve kendi güvenliğini bu kaos üzerinden tahkim eden bir stratejiye dayanmaktadır. Yapıcıoğlu’nun iftar konuşmasında dikkat çektiği “Türkiye ile İran’ı çatıştırabilirlerse keyif çatacaklar” ifadesi, bu kirli stratejinin özünü anlamak açısından son derece........
