menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çakalların yürüttüğü, Türkiye’nin kaynakları üzerine tartışmalar; Algı mı? Gerçek mi?

24 0
06.04.2026

Son günlerde bazı çevreler, Türkiye’nin enerji ve maden politikaları ile küresel finans çevreleriyle kurduğu ilişkiler üzerinden bir tartışma yürütüyorlar. Özellikle BlackRock CEO’su Larry Fink ile Recep Tayyip Erdoğan arasında gerçekleşen görüşme, bazı kesimlerce “ülke kaynaklarının küresel sermayeye teslim edildiği” ve hatta “dolaylı olarak İsrail’e destek verildiği” gibi iddialarla kamuoyunda algı oluşturulmaya çalışılıyor. Bu yaklaşım, ilk bakışta doğru gibi görünse de esasında kavramsal bulanıklık ve kasıtlı bir yönlendirmeye maruz bırakıldığı görülecektir.

Öncelikle şunu ifade etmeliyim ki; Bir devletin, uluslararası finans ve yatırım çevreleriyle temas kurması ile belirli bir ülkeye veya politikaya doğrudan destek vermesi aynı şey değildir. Günümüz dünyasında ekonomi, tekil değil katılımcı bir ticari anlayışla yürütülmektedir. Finans, teknoloji, üretim ve ticaret ağları küresel ölçekte iç içe geçmiş durumdadır. Bu nedenle herhangi bir küresel şirketle kurulan ilişkiyi, doğrudan belirli bir siyasi pozisyonla ilişkilendirmek gerçekçi değil, ideolojik bir yaklaşımdır.

Meselelere ideolojik olarak bakan kesimler meseleyi basitleştirerek “ya tamamen karşısındasın ya da tamamen içindesin” şeklinde bir karamsarlığa teslim etmektedirler. Oysa Türkiye gibi büyük ve iddialı bir ülke için gerçek çok daha farklıdır. Türkiye bir yandan enerji bağımsızlığını sağlamaya çalışırken diğer yandan yer altı kaynaklarını değerlendirmek ve sanayisini güçlendirmek zorundadır. Elbette bu durum küresel ekonomik sistemin dışında kalarak başarılamaz.

Bu meseleyi izah için Hz. Peygamber’in Medine’ye hicreti sonrasında şehirde ki ticari hayata ilişkin bir........

© Milat