menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Laiklik Maskesi Altında Zulüm Mirası

10 0
23.02.2026

Milli Eğitim Bakanlığı çok ama çok gecikmiş bir kararla ilk kez Ramazan ayında bakanlığa bağlı okullarda “Ramazan etkinlikleri” programı, ülkemizdeki laik, faşist jakoben kesime agır laikatak geçirtti. Sekter faşist jakoben laiklerin cenahında patlak veren "Ramazan Etkinlikleri" tartışması, aslında çok daha derin bir hesaplaşmanın dışa vurumudur.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın okullara gönderdiği "Maarifin Kalbinde Ramazan" temalı rehber, özellikle zihniyet ve düşünsel olarak arkaik jakoben laik kesimler tarafından "laiklik ihlali" diye yaftalanırken, gerçekte bu tepki, tarih boyunca Müslüman halka karşı sergilenen o köklü düşmanlığın güncel tezahürüdür. Bu yazı, tamamen Müslüman bir bakış açısıyla kaleme alınmıştır: Laiklik kisvesi altında saklanan o eski Jakoben zihniyeti, seküler üstünlük taslayan mavi kanlı elitizmi ve geçmişteki zulümlerin oluşturduğu paranoyayı ifşa etmek amacını hedeflemektedir.

TEK PARTİ DÖNEMİNİN FAŞİST JAKOBEN LAİKLİĞİ

Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında dayatılan laiklik, asla tarafsız bir ilke olmadı; tam tersine, tepeden inme, zorba ve din düşmanı bir ideolojiydi. Tek Parti dönemi, CHP'nin Jakoben anlayışı ile yönetildi: Camiler ahıra çevrildi, ezan Türkçe okutuldu, dini eğitim yasaklandı, tesettür kamusal alanda bile suç sayıldı. Bu, laiklik değil, açık bir din düşmanlığıydı. İnsan hakları ve hürriyetleri hiçe sayan, halkın inancını hor gören faşist bir uygulamalar zinciriydi.

Başörtüsü yasağı en çarpıcı örnektir. Üniversitelerde, liselerde, hatta sokakta başörtülü gezmek suçtu. Süreç içerisinde milyonlarca kız öğrenci eğitim hakkından mahrum bırakıldı. 1990'ların sonunda Merve Kavakçı gibi bir milletvekili, Meclis'te başörtüsü taktığı için yemin ettirilmedi, milletvekilliği düşürüldü. Bu, laiklik miydi? Hayır, bu halkın iradesine karşı elitist bir darbe, dindar kesime karşı sistematik zulümdü. Müslüman kadınların en temel hakkı gasp edildi, aileler çocuklarını okutamadı, toplum bölündü.

O dönemde dindar ailelerin çocukları "gerici" damgası yedi, imam hatipler kapatılmaya çalışıldı, Kur'an kursları baskı altına alındı. Devlet, milletin inancını "çağdışı" ilan ederek, kendi halkına karşı savaş açtı. Bu Jakoben laiklik, Fransız Devrimi'nin en karanlık yüzünü andırıyordu: Dinî sembolleri kamusal alandan silmek adına, binlerce insanı darağaçlarına........

© Milat