menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye’de sivil toplumun ortak akıl arayışı

21 0
16.06.2026

Geçtiğimiz hafta sonu Diyarbakır’da, tarihî Deliller Hanı’nda düzenlenen Güneydoğu Anadolu Anti-Siyonizm Kongresi’ne katıldım.

Akademisyenlerden sivil toplum temsilcilerine, yazar ve kanaat önderlerinden aktivistlere kadar farklı kesimlerden birçok ismin bir araya geldiği kongrede, Gazze’de yaşanan insanlık dramı ve buna karşı geliştirilebilecek ortak mücadele yöntemleri ele alındı.

Ben de kongrede “Türkiye’de Sivil Toplum ve Ortak Akıl Arayışı” başlıklı bir sunum gerçekleştirdim.

Bu hafta köşemde, yaptığım sunumda paylaştığım temel tespitleri ve değerlendirmeleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Gazze, bugün sadece Filistin halkının yaşadığı bir trajedinin adı değildir. Aynı zamanda uluslararası sistemin, insan hakları söylemlerinin, küresel vicdanın ve sivil toplumun samimiyetinin sınandığı bir alandır.

Yaklaşık iki yıldır dünyanın gözleri önünde büyük bir yıkım yaşanıyor. Hastaneler bombalanıyor, okullar hedef alınıyor, yardım koridorları engelleniyor ve on binlerce insan hayatını kaybediyor. Buna karşılık dünyanın farklı bölgelerinde insanlar sokaklara çıkıyor, üniversite kampüslerinde protestolar düzenliyor, boykot kampanyaları yaygınlaşıyor ve küresel ölçekte yeni dayanışma ağları kuruluyor.

Türkiye’de de önemli çalışmalar yapıldığını teslim etmek gerekiyor. Yardım kampanyaları düzenlendi, basın açıklamaları gerçekleştirildi, yürüyüşler ve mitingler organize edildi. Çok sayıda kurum ve gönüllü büyük fedakârlıklarla Gazze meselesini gündemde tutmaya çalıştı.

Ancak yapılanları teslim etmek, eksikleri konuşmaya engel değildir.

Asıl soru şudur. Türkiye’deki sivil toplum, sahip olduğu potansiyelin tamamını ortaya koyabildi mi?

Bu soruya olumlu cevap vermek maalesef kolay değil. Koyabildiğini düşünmüyorum.

Çünkü bugün Türkiye, iletişim imkânları, insan kaynağı, kurumsal kapasitesi ve örgütlenme düzeyi bakımından geçmişe kıyasla çok daha güçlü bir noktada bulunuyor. Bir zamanlar bin kişiye ulaşmak için haftalar gerekirken, bugün milyonlara birkaç saat içinde ulaşmak mümkün.

Buna rağmen etki kapasitemizin aynı........

© Milat