Kurban Emanetini Taşırken STK’lara ve Gönüllülere Notlar
Kurban Bayramı’na sayılı günler kaldı. Dünyanın dört bir yanında Müslümanlar bu mübarek ibadeti idrak etmeye hazırlanıyoruz. Aynı zamanda birçok sivil toplum kuruluşu ve gönüllü de, kendilerine emanet edilen kurban bağışlarını ihtiyaç sahiplerine ulaştırmak üzere sahaya çıkmış durumda.
Kurban, Hz. İbrahim’in sadakatiyle Hz. İsmail’in teslimiyetinin kesiştiği büyük bir imtihanın hatırasıdır. Bu yönüyle sadece bir ibadet değil, teslimiyetin, bağlılığın ve kardeşliğin en güçlü sembollerinden biridir.
Bu yazıda kurbanın mahiyetinden ziyade, bu ibadetin vekâlet boyutunu taşıyan STK’lara ve sahada görev alan gönüllülere dair bazı hatırlatmalara yer vermek istiyorum. Çünkü kurban emanetinin taşınması, sadece bir yardım faaliyeti değil, aynı zamanda büyük bir sorumluluk, ciddi bir emanet ve hassas bir temsil meselesidir.
Bu nedenle sahaya çıkan her gönüllü ve her kurum şunu unutmamalıdır. Kurban emanetinin muhatabı sadece bağışçı değil, aynı zamanda o bağışla ulaşılan ihtiyaç sahibidir. Bu iki taraf arasında kurulan köprü, büyük bir emanet bilinci gerektirir.
Her şeyden önce, kurban emanetini taşıyan STK’lar şunu asla unutmamalıdır. Bu işte kullanılan her kaynak, her kuruş ve her imkân emanettir. Kasalarda bulunan hiçbir para kuruma ait değildir, bağışçıların güveni, niyeti ve ibadet hassasiyetidir.
Bu yüzden hayvan temininden kesim süreçlerine, dağıtımdan lojistiğe kadar her aşamada en yüksek hassasiyet gösterilmelidir. Şaibeye açık olabilecek her türlü işlemden, görüntüden ve ilişkiden özellikle uzak durulmalıdır. Çünkü bu alan, sıradan bir yardım faaliyeti değil, doğrudan ibadet, güven ve vicdan alanıdır.
Burada oluşabilecek en küçük bir yanlışlık bile sadece bir kurumu değil, ümmetin yardım bilincini zedeleyebilir.
Bu nedenle kurban emanetini taşımak, aynı zamanda güveni taşımaktır.
Aynı hassasiyet sahada görev alan gönüllüler için de geçerlidir. Gönüllüler gittikleri ülkeleri önceden tanımalı, o coğrafyanın kültürel yapısını, hassasiyetlerini ve yaşam biçimlerini öğrenmelidir.
Her toplumun farklı bir dili, farklı bir algısı ve farklı bir hassasiyeti vardır. Yardım götürmek, o toplumun üzerine çıkmak değil onun yanında durmayı gerektirir.
Ayrıca önemli bir hatırlatma da şudur. Sahaya giden kardeşlerimiz, ihtilaflı konulara ve tartışma doğuracak meselelere girmekten özellikle uzak durmalıdır. Orada bulunma maksadı, fikir beyan etmek veya teorik tartışmalar........
