menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Eti senin kemiği benim

21 0
03.06.2026

Okullar kapanıyor. Yaz tatili başlıyor. Binlerce aile için bu dönem, çocukların dinleneceği, gelişeceği ve yeni şeyler öğreneceği bir zaman dilimi anlamına geliyor. Kimi çocuk yaz kurslarına gönderilecek, kimi spor kulüplerine yazılacak, kimi de bir meslek öğrensin diye bir ustanın yanına verilecek.

Çocukların küçük yaşlarda sorumluluk alması, hayata hazırlanması ve meslek öğrenmesi elbette kıymetlidir. Ancak asıl mesele, onları kimin yanına emanet ettiğimizdir. Çünkü çocuklar sadece iş öğrenmez bulunduğu ortamın dilini, davranış biçimini, insan ilişkilerini ve karakterini de öğrenir.

Birçok çocuk, yaz tatillerinde ya da okuldan arta kalan zamanlarda ustaların yanına çırak olarak veriliyor. Bu, doğru koşullarda değerli olabilir. Ama çoğu zaman çocuk sadece iş öğrenmiyor bağırılmayı, aşağılanmayı, değersiz hissetmeyi de öğreniyor. Çünkü bazı ustalar, halâ meslek öğretmenin yolunun sertlikten, bağırmaktan, azarlamaktan geçtiğine inanıyor. Oysa usta olmak sadece işi öğretmek değildir. Usta olmak, çocuğun gözünün içine bakarak onu insan yerine koymaktır. Değerli hissettirmektir. Küçümseyerek değil, sabırla, nezaketle yetiştirmektir. Karakter kazandırmaktır. Ustalık, sadece el becerisi değil, insanlık örneği olmayı da gerektirir.

Çocuklarımızı kendimiz büyütelim. Onların karakterlerini şekillendiren ilk ve en önemli etken biziz. Bu sorumluluğu başkalarına devretmeden önce çokça düşünmeliyiz.

Anne babalar olarak bizler de sorumluyuz.........

© Milat