Sadelik içinde bir ses
Sahabe nesli, insanlık tarihinin en güçlü iman ve ahlâk kuşaklarından biridir. Onlar, inancı sadece sözde bırakmayan; hayatın her alanına taşıyan bir teslimiyetin temsilcileriydi. Bu büyük topluluk içinde bazı isimler vardır ki, yalnızca kendi hayatlarıyla değil, bıraktıkları izlerle de birer ahlâk mektebine dönüşürler. Ebû Zer el-Gıfârî, işte bu isimlerin en dikkat çekicilerinden biridir.
Henüz İslâm’la müşerref olmadan önce bile hakikati arayan bir ruh taşırdı Ebû Zer. Putların ve yerleşik inanç kalıplarının ötesine geçen bu arayış, onu tevhid fikrine yaklaştırmış; İslâm’ın doğuşuyla birlikte sarsılmaz bir imana dönüşmüştü. Böylece o, ilk Müslümanlardan biri olarak tarihe geçmiş, hakikate ulaştığında ondan taviz vermeyen bir karakterin timsali olmuştur.
Müslüman olduktan sonra kendi kabilesine dönerek İslâm’ı tebliğ etmesi, onun davet bilincini ortaya koyar. Sözündeki açıklık, duruşundaki sadelik ve kişiliğindeki samimiyet,........
