İnsan için 9’u tuşlayın
Gelecekte bir hizmetin en pahalı paketinde şu cümleyi görebiliriz: “Gerçek bir insanla görüşme imkânı.”
Temel pakette yapay zekâ sorularımızı yanıtlayacak, bir üst pakette geçmiş işlemlerimizi hatırlayacak, en üst pakette ise bir insan bizi dinleyecek. Teknolojik gelişmenin vaat ettiği sınırsız erişimin ortasında, bir başkasının zamanına ve dikkatine ulaşmak yeni bir ayrıcalığa dönüşebilecek.
Bu ihtimal, makinelerin dünyayı ele geçirdiği senaryolar kadar gösterişli değil. Ancak gündelik hayatımıza çok daha yakın bir soru taşıyor: Yapay zekâ çağında insan ilgisini kimler satın alabilecek?
Bill Gates’in ağustos ayında yayımladığı kapsamlı yapay zekâ yazısında dikkatimi çeken önerilerden biri, “Human Reserved” adını verdiği, insanlara ayrılmış çalışma alanları oldu. Gates, babasının Alzheimer hastalığı sırasında aldığı bakımdan hareketle, bazı görevlerin makineler tarafından yapılabilir hâle gelse bile insanlara bırakılmasını savunuyor. Buradaki ölçüt teknik yeterliliğin çok ötesinde bir şey; insan varlığının taşıdığı değer.
Bu öneriyi hizmeti alan kişi açısından da düşünmeliyiz. Hangi işleri insanlara bırakacağımızı tartışırken, hangi insanların bir insandan hizmet almaya devam edebileceğini de sormalıyız.
Bir gelecek tablosu düşünelim: Aynı dersi öğrenmeye çalışan iki öğrenciden birinin yanında, yapay zekânın hazırladığı değerlendirmeleri inceleyen ve öğrencisine zaman ayıran bir öğretmen var. Diğeri ise yalnızca bir uygulamayla baş başa. İkisinin de elinde teknoloji bulunuyor. Hatta aynı yazılımı kullanıyor olabilirler. Fakat aldıkları eğitim deneyimi aynı mı?
Birincisinde teknoloji, öğretmenin öğrenciye ayırabileceği zamanı artırıyor. İkincisinde öğretmenin yerini doldurmak üzere kullanılıyor. Ekranların benzerliği, imkânların eşit olduğu anlamına........
