Yeryüzü eşiği
Kıymetli okurlarım; bu haftaki yazımda, Ahmet Edip Başaran’ın farklı tarihlerde çeşitli dergilerde kaleme aldığı makalelerden oluşan “Yeryüzü Eşiği” adlı kitabına değinmek istiyorum. Muhit Yayınları’ndan çıkan kitap; Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının öncü isimlerinden Necip Fazıl Kısakürek, Sezai Karakoç, İsmet Özel, Rasim Özdenören, Cahit Zarifoğlu, Erdem Bayazıt ve daha nice fikir ve edebiyat insanının şiirlerinden alıntılar yaparak, onların düşünce dünyalarını akıcı ve etkileyici bir üslupla anlatmaktadır.
Köşe yazısının sınırları içerisinde bütün şairlere yer vermem mümkün olmadığı için, bu yazımda Başaran’ın anlatımıyla iki büyük üstadı ele almaya çalışacağım.
Yazar, kitabın önsözünde “söz, düşünce evrenimizin varlık zarıdır” diyerek insanın söze muhtaç bir varlık olduğunu vurgulamaktadır. Ona göre sözden kopuş, insanın kendi özünden kopuşudur; sözün düştüğü yerde insan da düşecektir. Sözü yalnızca bir iletişim aracı olarak değil; bir sanat, bir parola ve bir mesaj olarak gören Başaran, sözün aynı zamanda bir emanet olduğunu ifade etmektedir. Yeryüzüne gönderilen insanın, doğumuyla birlikte adeta bir varoluş sözleşmesi imzaladığını belirten yazar, sözün olmadığı yerde bir sözleşmeden de bahsedilemeyeceğini dile getirmektedir.
Sözün bir çekirdek, dilin ise bir tohum olduğunu ifade eden Başaran’a göre söz; özdür, çekirdektir. Çekirdek konuşur, ima eder ve........
