Kulluk
İbadet, kulluk gösterisidir…
Âlimlerimiz Allah Teâla’ya kulluğu, “Ne hal üzre yaratılmışsa o hal üzre olması” olarak tarif etmişlerdir.
Allah Teâla’nın kulları ile ilişkisi hiçbir kul veya nesne ile kurduğumuz ilişkiye benzemez. Kâinatta her yaratılan ile benzerlikler kurulabilir, denklikler varsayılabilir, ortaklıklar kurulabilir ama Yüce Yaratan ile bir benzerlik, denklik, ortaklık kurulamaz.
İnsana üflenen ruh, Halik ile mahlûku arasına tabii ve “özel” bir irtibat (bağ) oluşturuyor. İnsanın arayışı ama hususen Yaratıcı’yı araması bu kopmaz bağ sebebiyledir. İnsan “asıl kaynak” ile buluşmak, O’na bağlanmak ister ve arzu edile bu buluşma sağlıklı bir şekilde gerçekleşmeyince insan huzursuz olur, huzursuzluğun sürmesi halinde buhranlara sebebiyet verir.
Her yönü ile sonsuz olanın (Allah cc) sonlu olanlar (yaratılmışlar) ile ilişkisi mukayese edilemez. Buna rağmen Âlemlerin Rabbi insanı öyle bir yaradılış üzre yaratmıştır ki aramızda kesintisiz, kusursuz, eksiksiz bir “bağ/lantı” vardır. Allah Tebarek Teâla’nın “insana kendi ruhundan üflemesi”[1] ile oluşan bu “kopmaz bağ” Allah-insan ilişkisi anlamında son derece değerlidir. Biz insanlar anne-babamızdan, eşimizden, çocuklarımızdan dahası kolumuzdan, kalbimizden ayrı kalabiliriz. Ama Yüce Yaratan’dan en küçük bir zaman diliminde bile ayrı değiliz çünkü Allah Teâla “her bir şeyin nuru”[2] olup ayrıca bizi yaratırken bize ruhundan üflemiştir.
İşte bu........
