Yüzsüzlük Çağı
Halkın oylarıyla seçilen bir siyasetçinin parti değiştirmesi ne kadar da normalleşti değil mi?
Türkiye’de bir partiden seçildikten sonra başka bir partiye geçme garabeti 1950'li yıllardan beri var olan bir durum.
Tarihsel süreçte öne çıkan en tartışmalı vaka ise 1977 Güneş Motel Olayı olmuştur.Adalet Partisi’nden istifa eden 11 milletvekili, CHP lideri Bülent Ecevit ile görüşerek mevcut hükûmeti düşürmüş ve kurulan yeni hükûmette bakanlık görevi üstlenerek parti değiştirmiştir.
Bu olay, "vekil transferi" kavramının siyaset literatürüne olumsuz bir algıyla yerleşmesine neden olmuştur.Bu sebeple 1982 Anayasasına sert bir yaptırım eklenerek bundan sonra olabilecek transferler engellenmeye çalışılmıştı. Partisinden istifa ederek başka bir partiye geçen milletvekilinin vekilliğinin TBMM kararıyla düşürülmesi esası getirilmişti.
Ancak siyasetçiler bu yasağı etrafından dolanarak aştı: Partisinden istifa eden vekiller önce geçici bir "ara parti" kuruyor, ardından hedef partiye katılıyor veya partiden kendilerini ihraç ettirerek yasağa takılmadan transfer oluyorlardı.
1995 ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ
1995 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile bu engelleme girişimi esnetilerek istifa eden vekilin bağımsız kalabilmesi veya başka bir partiye katılabilmesinin önü açıldı.
Belediye Başkanları için de zaten sorun yoktu. Seçildikten sonra partilerinden istifa edip başka bir partiye geçmelerinin önünde anayasal veya yasal bir engel bulunmuyordu.
MİLLETİ APTAL YERİNE KOYMAK BU KADAR KOLAY MI?
Şimdi şunu soralım;Siyaset kurumu ne için var?Halkın sorunlarıyla........
