Vezirin Hîlesine Aldananlar
Bu yazımıza da, ‘selam duâsı’yla başlayalım efendim.
Aşk olsun. Aşkınız cemâl olsun. Cemâliniz nûr olsun. Nûrunuz ayn olsun.’
Yeni başladığımız şah-vezir hikâyesinde, şâhın Musa Peygambere aşırı sevgisinden dolayı, İsa peygambere olan düşmanlığı üzerine, Hıristiyan kıyımına başlaması, halk arasında nefrete yol açtı. Bu duruma mâni olmak adına, veziri pâdişâha çok dolambaçlı hileler sundu. Şah vezirin hilesi ve isteği göre onu Hıristiyanların bulunduğu yere sürgüne gönderdi. İsevîler yalancı vezirin hilesine kanarak onu aralarına aldılar ve binlercesi başına toplandı.
Evet, bu giriş özetinden sonra başlayalım beyitlerimize;
“İsevîlerin yüz binlercesi yavaş yavaş vezirin öğrettiği mezhebe toplanmaya başladı.”
Vezir, sürgün edildiği yere gelerek, Yahudi padişâh ile kararlaştırdıkları planı uygulamaya başladı. Vezir hilekâr dilini kullanarak, idrâkı zayıf Hıristiyanlara kendini kabul ettirdi. Onlara dediler ki; ‘Bize gerektiği gibi dînimizi anlatacak, öğretecek, fedâkar, cefâkar, güzel bir insan aramıza geldi.’ Böyle diyerek onun anlattıkları sahteliklere inandılar, sözlerine itimat ederek ona uydular.
“Vezir, İsevîlere İncil’in, zünnar’ın, namazın sırlarını anlatıyordu.”
‘Söyleyeceklerini gizlice anlatması, hem Yahudi şâhından korkusunun devam ettiğini bildirmek, hem sonradan her birine vereceği birbirinden aykırı nasihatlerle İsevîlerin arasına fesat koyabilmek içindi. Birçok hilekar ve riyâkar, düşüncelerinin önemli olduğunu göstermek için gizlice söylerler Zavallı avam da, gizli olan şeylerde özel bir önem olduğunu zanneder.’ (Abidin Paşa, Mesnevî Şerhi, Sadeleştiren Mehmet Said KARAÇORLU, İst, 2007, s.126)
Beyitte geçen zünnar; Hıristiyan râhiplerin ucuna Haç taktıkları bele bağlanan bir tür kuşaktır. Beyitte geçen diğer bir tâbir vardır, Engilyûn; İncil (=güzel haber veren, müjdeci) anlamındadır. Efendim yeri gelmişken burada sizlere İncil’den........
