menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şerbete Zehir Döken Yalancı Vezir

11 0
previous day

Bugünkü yazımıza da ‘selam duâsı’yla başlıyoruz efendim;

‘Aşk olsun. Aşkınız cemâl olsun. Cemâliniz nûr olsun. Nûrunuz ayn olsun.’

En son işlediğimiz hikâyede İsevîlere yalandan dindar görünen hileci vezirin hallerinden bahisle, Mevlânâ Hazretleri, insanlara çeşitli sırlı, hikmetli mesajlar veriyordu. Bugün de oradan yeni beyitlerle devam edelim;

“Îsevilerden zevk sâhibi olanlar, vezirin sözlerinde lezzetin içinde acılığı da gördüler.”

Bâzı aklı başında, dinlerini ciddi anlamda bilen Hıristiyanlar, hileci vezirin aldatmacalarına kanmadılar, kendi yollarından sapmadılar, vâr olan saflıkta dinlerini yaşamaya çalıştılar. Ama bâzıları da o hileci vezirin sözlerine öylesine kanmış ve aldanmışlardı ki, onlara söz ve uyarı fayda vermiyordu. Yâni hileci vezire aldananlar aldanmışlardı ve onlar onun safsatalarından vaz geçmediler.

“O vezir Îsevîlere nükteler, ince, derin sözler söyledi. O iblis sıfatlı, şeker şerbeti içine zehir dökmüştü.”

Burada bahsedildiği gibi hakikati saptıran insanların sözleri ballı-ballı, tatlı-tatlıdır. O sözlerdeki güzellikler, etrâfı tarafından sözde (!) pek beğenilir zira bu sözler, ince, derin ama hoş sözlerdir. Fakat aslında o ballı sözler, bal şerbetinin içine dökülmüş zehirlerdir. İşte böylesi hilecilerin, şatafatlı sözleri insanları doğru yoldan saptırırlar. Halbuki bu gibi kişiler dost değil düşmandır.

“Vezirin dışı, ‘doğru yola girmekte çabuk ve gayretli ol’ diyordu, ama verdiği öğüt, canın gevşek ve işin faydasız olsun şeklindeydi.”

Hileci vezir kendisine inananlara, ‘Hz. İsa........

© Merhaba Haber