Ruhlar Uykuda Beden Kafesinden Kurtulurlar
Bu yazımıza da her zamanki gibi, ‘selam duâsı’yla başlamak isteriz sevgili okurlar.
‘Aşk olsun. Aşkınız cemâl olsun. Cemâliniz nûr olsun. Nûrunuz ayn olsun.’
Efendim bayram öncesi kaldığımız yerden beyitlerimize devam ediyoruz inşallah.
“Ruhlar her gece (uykuda) ten kafesinden kurtulurlar, kimseyi hükmü altına almaksızın ve kimsenin hükmü altına girmeksizin hür ve âzâde olurlar.”
‘İnsanda iki ruh vardır. Biri, hayvânî ruh; kan ve sinirler ve daha pek çok bedeni meydana getiren birimlerin düzeninden meydana gelen his ve keyfiyettir. Bir de mânevî ruh vardır. Onun gerçeğinin Allâhu Teâlâ’dan başkası bilemez. Şâyet bilen varsa, onlar da peygamberler ve evliyâlardır. O yüce zümre de, bu hakikati herkese târif etmez ve açıklamazlar. Çünkü bu sırrın herkese söylenmesi câiz olsa Cenâbı Hak; Kur’ân’ı Azûmüşşân’da ferman ve beyan buyururlardı. Mânevî ruh hakkında İsrâ sûresi, 85. Âyeti kerimede şöyle buyurulur: “Ey Muhammed! Sana ruhtan soruyorlar. De ki; Ruh Rabbimin bildiği bir iştir ve size ilimden ancak az bir şey vermiştir.”
Mânevî rûhun saadet saçan eserleri, zekâ sâhibi olanlar için her zaman ve durumda açık ve âşikardır. Kâinat içinde insan gibi akıllı, konuşabilen, daha nice binlerce yüksek hasletler, Rabbânî nimetler verilen, bir başka varlık yoktur. Aklın, konuşabilme yeteneğinin ve diğer mânevî güç ve özelliklerin rûhun eseri olduğu, yaratılışı yüksek olanlar için ispâta ihtiyâcı olmayan bir gerçektir. Güneşi meydana getiren unsurları da beş duyumuzla bilemeyiz. Ama ışığını,........
