Ebedi Saadet Kazandıran İşler
Bugünkü yazımızda, ‘selam duâsı’yla başlasın sevgili okurlar.
‘Aşk olsun. Aşkınız cemâl olsun. Cemâliniz nûr olsun. Nûrunuz ayn olsun.’
Yeni başladığımız hikâye bildiğiniz üzere, Leyla ve Mecnun üzerinden başlayıp devam ediyordu. Geçen haftada, uyanıkken uyur vaziyette olanların ahvâlinden söz etmiştik. Yâni her hâlükârda insanın hem uyanıkken hem de uyurken dahi Hakk’tan gâfil olunmaması gerektiğine dâir hususlardan söz etmiştik. Bakalım bugünkü beyitlerde neler var. Ne gibi sırlara âgâh olacağız. Haydi, başlayalım;
“Asıl uyumuş olan, her bir hayâle ümit bağlayan hatta hayalle sohbet eden kimdir?”
Gönüle yük, gereksiz şeyleri lüzumsuz yere düşünerek hayal kurmak zihni yorar, aklın kuvvetini boş yere israf eder, kişiye hem madden hem mânen zaman kaybettirir. ‘Ham hayalle uğraşılmaz.’ Diye boşa dememişler. Ancak buna rağmen kişinin elinde olabilecek şeyleri doğru biçimde kullanmak adına kurulan hayallere hayal denmez. Meselâ, kişinin ilmi birikimi var, bu vâridâtını hayırlı yerlerde kullanarak, insanlara hizmet etmeyi hayal edebilir. Bunu başarırsa ne âlâ! Zâten bunlar güzel ve gerçekleşebilecek hayallerdir. Ama bâzan da, ‘Olmayacak duâya amin denmez.’ Gibisinden hayaller kuranlar vardır. Bunların ki akılsızlıktır, ahmaklıktır. Meselâ kişi ibâdet etmez, Cenâbı Hakk’ın emirlerine kulak asmaz ama cenneti kazanmak adına amellerde bulunmadan cennete girip orada nâil olacağı nimetleri hayal etmek, olmayacak........
