Pencereler ve Perdeler
Gözümüzün önünde ne çok perde var.
Farkında olmayıp açmak için hamle yapmadığımız; ziyaya, erişmek istediğimiz bilgiye, daha ileriki safhalarda belki hakikati bulmak için koşup bir kenara çekmediğimiz nice kat kat perde. Aç aç bitmiyor.
Olanla, mevcutla, gözümüze sokulanla, cevher değil parıltılı camlarla yetiniyoruz.
Yıpranmış saydığım perdeleri, günlük odanın penceresine taktım. Oda birden aydınlandı, meğer desenli olanı gün ışığını kesiyormuş.
Penceredeki “yeni” gözümüze pek hoş gözüktü, daha önceki güncellemelerde(!) de aynı hisse kapılmıştık. Hâlbuki salonda artık ziyadesiyle sönük, eprimiş geliyordu.
Fazla beğenmediğimiz “eski”, farklı odanın camında “vitrininde” kendini gösterince güneşin, yönün, gizli eşref saatlerin de yardımıyla zevkleri değiştirmişti.
Duygular ve seçimler yeni tercihlerle, öncekilerden ayrılıyordu.
Perde, pencereyi........
