menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Konya'yı Sevmemek

12 0
friday

'Poğaça' deyip öylece geçerseniz, mahleplisini henüz denememiş olmanıza veririm bunu ancak. Mahlepli poğaça denilince bir durulur çünkü. Durulup, tadılır. Tadılıp, bitirilir. Parmaklar, yenilmez.

Kurabiyeye öykünmüş olan, eni ve boyu dışındaki bir yüksekliğe de sahip olan, öyle kalın ve hacimli bir bisküvinin hamuruna da tarçın eklenmişse eğer, benzer şeyleri söyleyebilirim yine.

Hani poğaça var, poğaça var; bisküvi var, bisküvi var... İşin sırrı detaylarda.

Nitekim, balkonda sigarasını sinirli sinirli içerken de, orada sadece bu faaliyet için bulunduğunu anlamıştım o sırada. Yanımda olmak için değil. Zira benim balkonumdu orası; evimin balkonu. Fakat sigara içme isteğine, yanımda bulunmak istemiyor oluşuna rağmen karşı koyamamış; nefsinin, izzetini galebe çalmasına boyun eğmişti o sırada. Bildim. İzmaritini kastederek "Bunu nereye atacağım?" diye sorarken benimle ilk ve son kez konuşmuş oldu. Ben ise tüm bunları anlamamış; o havayı hiç koklamamışım gibi saf'a yatmayı tercih ediyordum o sırada. "Bir dahaki sefer için bir kültablası almalıyım artık." derken, o 'bir dahaki sefer'in hiç gelmeyeceğini pekala biliyordum. "Hiç kimse kendisini poğaçanın mahlepi ya da bisküvinin tarçını sanmamalı." diye, sonradan........

© Merhaba Haber