Tarık Çelenk yazdı: Duygusal kopuş
“Kürt sorunu” adını kullanmamaya özen gösterilerek adlandırılan 2009’daki “açılım”, 2013’teki “çözüm” ve bugün 2025 itibarıyla yürütülen “Terörle Mücadele” süreçlerinde, özellikle son iki dönemde sıkça dile getirilen bir kavram vardır: “duygusal kopuş”. Bu kavramın ilk kez, 2013 sürecinde, 68 kuşağı Türk solundan gelen PKK üst düzey yöneticileri tarafından telaffuz edildiği bilinmektedir.
Burada kastedilen şudur: Bu siyasal nitelikli çatışmada devlet ve örgüt tarafındaki aktörlerin, her ne kadar karşı saflarda yer alsalar da ortak bir tarihsel hafızaları, ortak hikâyeleri ve elbette ortak çatışma deneyimleri bulunmaktadır. Bu kuşaklar ister silahlı mücadele ister müzakere yürütüyor olsunlar, benzer bir duygudaşlık zemini üzerinde hareket etmektedir. İleride olası müzakere süreçlerinde entegrasyon ya da ortak bir gelecek tasavvuru açısından, 68 ve 70 kuşağının bu kuşakdaşlık bağını bir avantaj olarak kullanabileceği düşünülmektedir.
Buna karşılık, birlikte okuma, ortak ideolojik temas ya da doğrudan çatışma deneyimi yaşamamış 1990 sonrası kuşaklarda bu duygusal zemin bulunmamaktadır. Bu nedenle, her ne kadar doğrudan silaha sarılmasalar ya da terör eylemlerine yönelmeseler bile, etnik temele dayalı siyasal radikalizm üreten bu yeni kuşakların ortak bir gelecek tasarımı kurmakta zorlanacakları, hatta zamanla aynı ülke içinde iç içe geçmiş yabancılar gibi yaşamaya devam edecekleri ima edilmektedir. Bu noktada “duygusal kopuş” kavramı yalnızca siyasal aktörler arasındaki mesafeyi değil, toplumsal dokudaki çözülmeyi de tarif etmektedir.
Değersizlik duygusu bizde ve özellikle Orta Doğu’da oldukça yaygındır. Bir terapist tanıdığımdan........
