menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Özgür Özel Medyascope’a konuştu: “Ne İmamoğlu’nun, ne Özel’in partisi; kalıba dökülecek değil, kabına sığmayacak YENİ Parti”

17 0
29.07.2026

Son güncelleme: 29 Temmuz 2026 -

Özgür Özel Medyascope’a konuştu: “Ne İmamoğlu’nun, ne Özel’in partisi; kalıba dökülecek değil, kabına sığmayacak YENİ Parti”

29 Temmuz 2026 Çarşamba

Tercih edilen kaynak olarak ekle

ANKARA (Medyascope) – YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Medyascope’a konuştu, partiyi CHP’nin devamı olarak değil, “ortak gelecek” hedefiyle kurulan yeni bir siyasi başlangıç olarak tanımladı. Özel, milletvekillerine “Kronometre sıfırlandı” dediğini aktarırken, bu süreçte en doğru yaklaşımı Ekrem İmamoğlu’ndan gördüğünü söyledi. “Kalıba dökülebilecek değil, kabına sığmayacak bir parti” diye tanımladığı YENİ Parti için Özel “Ne İmamoğlu’nun, ne Yavaş’ın, ne Özel’in partisi. Herkesin yeni olduğu bir parti” dedi. 

Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.

Özgür Özel, YENİ Parti’yi CHP’nin devamı olarak değil, ortak gelecek hedefiyle kurulan yeni bir siyasi başlangıç olarak tanımladı.

Parti, Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş ve Özgür Özel’in partisi değil; herkesin yeni olduğu bir platformdur.

YENİ Parti, ortak gelecek hedefi ile ağustos ve eylül aylarında büyük bir davet planlıyor.

Özel, YENİ Parti’nin demokratik değerler ve hukukun üstünlüğünü savunan bir çizgide yer aldığını vurguladı.

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Medyascope Yayın Yönetmeni Ruşen Çakır ile Medyascope muhabiri Özgecan Özgenç ve Ali Deniz Çakır’ın sorularını yanıtladı. YENİ Parti’nin üyelik hedefi ve “Türkiye İttifakı” perspektifinden, kuruluş sürecinde Ekrem İmamoğlu ile istişarelerine, belediyelere dönük operasyonların devam etmesinden YENİ Parti olarak karşılaşabilecekleri zorluklara kadar pek çok konuda Özel geniş değerlendirmeler yaptı. 

YENİ Parti resmen kuruldu, Özgür Özel genel başkan seçildi: Tüm gün ne oldu?

“Ne İmamoğlu’nun, ne Yavaş’ın, ne Özel’in partisi”

Ekrem İmamoğlu bu partinin neresinde?

Türkiye’nin bütün demokratları neresindeyse orasında, ben neresindeysem orasında. Hepimiz, yani Türkiye’nin geleceğinden umudu olan herkes neresindeyse orasında. Bu parti ne Ekrem İmamoğlu’nun partisi, ne Özgür Özel’in partisi, ne Mansur Yavaş’ın partisi. Ne onun, ne bunun; hepimizin partisi. Herkesin yeni olduğu bir parti.

Ben milletvekili grubunda da söyledim. “Arkadaşlar” dedim, “Kronometre sıfırlanmıştır. Bu partinin eskisi yok, kıdemlisi yok. Kimsenin diğerine göre kıdem üzerinden, tecrübe üzerinden bir ayrıcalığı yok. Bu parti hep birlikte kurduğumuz parti. Yalnız illerinize gittiğinizde de ‘Efendim ben kurucuyum, bu parti benim partim, milletvekilinin partisi.’ Böyle bir şey yok.” Milletvekilleri bu işin teknik zorunluluklarını yerine getirdiler. Şimdi esas siyasi kuruluşu ağustos, eylül, ekim ayında milletle birlikte sokaklarda yapacağız. Sonra geleceğiz Ankara’da bir kez daha kuracağız partiyi. O yüzden partinin kapısı herkese açık.

Partiyi Ekrem İmamoğlu’nun partisi gibi göstermeye çalışanlara en büyük reaksiyonu Ekrem İmamoğlu’nun kendisi gösteriyor. Hatta bir ara Ekim Partisi falan gibi de şeyler vardı. (YENİ Parti’nin E ve İ harflerinin İmamoğlu’na işaret ettiği iddiası) O şizofrenide bir kategori atlamak artık, başka bir şey. Ona insan bir şey diyemiyor.

Ama herkesin bildiği bir şey var. Bu parti ne kadar herkesin olursa, herkesin o kadar lehine olur. Bu partiye, “CHP’nin yeni partisi, CHP’den ayrılan 91 milletvekilinin partisi, İmamoğlu’nun partisi, Özgür’ün partisi, şunun partisi” diyemeyiz. YENİ Parti milletin partisi, hepimizin partisi. Bu partide örneğin genel başkan elbette bir kurumsal hiyerarşiyi temsil ediyor ama sonuçta bu partide herkes kadar hak sahibi, söz sahibi. Çünkü bu parti Türkiye’nin geleceğini kurtarma partisi. Bu parti sandığı kurtarma, sandığı getirme, demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü yeniden inşa etme, yeni bir kalkınma hamlesi başlatma gibi bir iradenin ortak partisi. 

“Ortak gelecek hedefi”

Hatta bizim bu partide “ortak gelecek” diye bir hedefimiz var ve daha önce de biz Cumhuriyet Halk Partisi’ndeyken de bir ortak gelecek çalışmaları yapıyorduk. Şimdi ortak geleceği kurmak için ağustos, eylül ve ekim ayında parti bütün illerde ve bütün Türkiye’de bir büyük daveti, bir büyük arayışı, birlikte konuşmaya, birlikte kurmaya davet ediyor. Çünkü buradaki ortak gelecek çalışması, arayışı seçimi kazanmaya ve devamında nasıl bir ortak gelecek kuracağımıza yönelik bir şey. Ben “Muhalefete muhalefet edilmesini doğru bulmam” sözünün patent sahibiyim. Gün o gün değil yani. Muhalefet birbiriyle tartışabilir ama o gün değil. 

Muhalefetin şimdi, ortak katların en küçüğünde buluşup birlikte bir inşada bulunması lazım. Ondan sonra bu iktidar gidip de, yerine artık basın özgürlüğüyle, hukukun üstünlüğüyle sorunu olmayan; Türkiye’yi gerçekten bir demokrasi ve çağdaş uygar bir ülke hâline getirmek konusunda birleşmişler bu ülkeyi yeniden kurduktan sonra; muhalefet birbiriyle de tartışabilir, yarışabilir. Ama esas bizim hukuk devletini inşa etmemiz lazım. Şu anda hukuk devleti ortadan kalktığı için kimsenin malının, mülkünün, özgürlüğünün garantisi yok. Yani bir küçük şakaya, bir küçük tweet’e, bir köşe yazısına içeride yatıyor. Bir imzaya mesleğinden oluyor akademisyenler. Yani o yüzden bizim önce hukuk devletini ve özgürlükleri temel alan demokrasiyi bir inşa etmemiz lazım. O yüzden de ortak geleceği aramak en önemlisi.

“Yeni parti meselesinde en doğru yaklaşımı Ekrem Başkan’dan gördüm”

“Ortak Gelecek” programınızın da ismi ve programda “Türkiye İttifakı” ilk defa yer almış, CHP’nin kasım programında yoktu. Ama siz CHP’ye veda ettiğiniz son grup konuşmanızda da “Gömlek çıkarmadık, ateşten gömlek giydik” dediniz. AKP’nin kuruluş dönemine de atıf olarak yorumladık onu. Siz partiyi kurmadan önce “Merkez sağ mı olmalı? Ekrem İmamoğlu’nun böyle baskıları var, partiyi sağa çekmeye çalışıyor” gibi yorumlar da çok yapıldı. Gömlek çıkarmadan ama Türkiye İttifakı ile tariflediğiniz YENİ Parti siyasi yelpazenin neresine oturuyor?

Ekrem Bey’le ilgili söylenenlerin hepsi büyük haksızlık. Canlı yayına çıkamayan, televizyona bağlanamayan veya attığı her tweetten bir mana çıkarılan birisi olarak Ekrem Bey’e ciddi bir haksızlık yapıldı. Ben her gittiğimde de konuşuyoruz. Ekrem Başkan her zaman ortak akla, bir sorun varsa bir masa etrafında bunu tartışmaya, bir meseleye kişisel olarak karar vermek yerine en çok kişiyle tartışıp karar vermeye çok inanan bir kişi. Bu parti meselesinde en doğru yaklaşımı ben Ekrem Başkan’dan gördüm. Şöyle ki, hem kendisi öyle bahsedildiği şekilde yönlendirmeleri olmadığı gibi, sürekli şunu söyledi: “Biz içeriden dışarıyı yanlış okuyabiliriz. En doğrusuna dışarıda sokağı dinleyen, sokakta olan, insanlarla birlikte olan sizler karar verirsiniz. Siz karar vereceksiniz, biz arkanızda duracağız. Biz sizinle birlikte olacağız.”

Ekrem Başkan hep içeride bulunan kişinin çok sağlıklı karar verememe ihtimalini düşünüyor, ki ben öyle bir şey görmüyorum, arkadaşlar gündemi çok yakın takip ediyorlar, okuyorlar. Bütün arkadaşların orada çok sağlıklı değerlendirme yaptığını görüyorum. Ama o ısrarla “En doğrusunu siz bilirsiniz, en doğrusunu dışarıdaki arkadaşlarımız bilir” diyor. Ben mesela yeni parti ihtimaliyle ilgili bir şey konuşurken Ekrem Başkan hep “Mansur Bey ne düşünüyor bu konuda? Mansur Başkan’ın da görüşleri çok önemli, ne düşünüyor” diye sorar. Ekrem Başkan’a o konuda büyük haksızlık yapıldı. 

“Kalıba dökülebilecek değil, kabına sığmayacak parti”

Bu partiyi böyle bir kalıba dökmek doğru değil. Kalıba dökmek şudur, sen şekle karar vermişsindir. Birlikte hareket ettiğin herkesin iradesini de o şekle dökmeye çalışıyorsundur. Bu parti kalıba dökülebilecek değil, kabına sığmayacak bir parti. Çünkü şöyle bir özelliği var. Bu parti bir kesişim kümesi değil, bu parti bir birleşim kümesi. Türkiye’deki bütün demokratların, demokratik bir cumhuriyet isteyen herkesin Kürt’üyle, Türk’üyle, Alevisiyle, Sünnisiyle, eşit yurttaşlık isteyen, yasaklar olmasın isteyen bütün gençlerin yıllarca çalışmış, emek vermiş, şimdi çok büyük bir haksızlığa uğramış olan emeklilerin, gelecek umudu kalmayan gençlerin, hepsinin YENİ Parti’si bu. 

AK Parti kurulurken “Biz o gömleği çıkardık” demişti. Örneğin o dönemde AK Parti’nin içinden ayrıldığı partinin üstüne başörtüsü yasağı üzerinden geliniyordu. “Biz o gömleği çıkardık” dedi ve yıllarca başörtülü yönetici, başörtülü bir milletvekili koymadı. Yani aslında o dönemde kendi varlığını, kendini oraya kadar getiren siyaseti inkar etti. Biz bir gömlek çıkarıyor değiliz. Yani CHP’yi tanımlayan altı oka ya da Atatürkçülüğe, Cumhuriyet’in kuruluş mücadelesine, kuruluş kadrolarına bir reddiyemiz yok bizim AK Parti gibi. Biz CHP’nin mirasına sahip çıkıyoruz ama kamuoyunda geçmiş dönemlerde, haklı haksız CHP üzerinde oluşmuş birtakım olumsuz algılar var. Örneğin dokunulmazlık sürecindeki hata, ben CHP’nin mevcut genel başkanı olarak özür diledim; o günkü tutumum, mücadelem bambaşka olmasına rağmen. 

Artık CHP bizim önceki partimiz, biz CHP’de son üç yıldır, değişimden beri yaptığımız her türlü olumlu değişiklik, öz eleştiri ve yeni siyaset anlayışını sahipleniyoruz. Ama bir yandan da ateşten gömlek giydiğimizi herkes bilsin. Çünkü karşımızda iktidar yürüyüşüne engel olmak isteyen ve onu tasfiye etmeye kalkan gözü dönmüş bir yapı var. Yargıçlarıyla, hâkimleriyle elinde bulundurduğu tüm güçleri orantısız olarak kullanan, Anayasa’ya aykırı işler de yapan bir anlayışla bunun da bir ateşten gömlek olduğunun farkındayız. Biz cesaret gösterdik, milletimiz de cesaret gösteriyor. Sahip çıkıyor. Bunu kast ettik.

AK Parti’nin yaptığı iki yüzlülüğü yapmayacağız. “Gömleği çıkardık” deyip yıllarca içinden geldiği geleneği ve onun tutumlarını inkar eden bir tavır içinde olmayacağız. Ama CHP’de kronikleşmiş hataların, bazen dar kadro siyasetinin, bazen içe kapanmanın, bazen toplumun beklentilerini doğru okuyamamanın getirdiği yükleri de taşımayacağız elbette.

“Üye kabul etmeye başlayacağız, Hüseyin Can cezaevinden form yolladı”

YENİ Parti’nin bağış ve üyelik kabul etme süreci nasıl olacak?

Millet hazır, biz hazırız, sistem hazır. Yargıtay şöyle bir şey diyor: Bir ildeki il başkanlığı ve bütün ilçeler kurulduktan sonra o ilden üye kaydedebilirsiniz. Ankara ve Çankaya kurulduktan sonra belki ilk başta geçici olarak buraya kaydedeceğiz. Biz şimdi 60’a yakın ili görevlendirdik. O illerde kuruluş işlemleri il düzeyinde başladı ama onların da ilçeleri görevlendirmesi lazım. Bizim bütün sistemimiz, her şeyimiz hazır. Yargıtay da “Açılmış olan ilçeye üye kaydetmenize izin vereceğim” diyor. Çevrimiçi de olsa aynı şekilde. 

O yüzden şöyle bir formül geliştirdik. Bağış hesabını açıyoruz bugünden itibaren. İnternet sitemiz de açılıyor. Bağış hesabı açıldıktan sonra oraya bağış yapanlar açıklama kısmına adını ve telefonunu bırakacak. Bunu ön üyelik kabul edeceğiz ve üyelik açıldığında onları öncelikli olarak üye yapacağız. Herhâlde üç beş gün, bir hafta sürecek ilk üyeleri resmi olarak kaydetmemiz. Ama bir yandan eldeki formlar dolduruluyor, cezaevlerinden bile geliyor formlar. Hüseyin Can (Güner) form doldurmuş, yollamış mesela hemen. Tabii acayip bir yığılma var. Bir de üyelik modelini eskiye göre çok daha hızlı, esnek bir hale getiriyoruz. Eskiden başvuruyordu, geliyordu, postayla evrak yolluyorduk, imzalayıp geri yolluyordu falan. Şimdi onları çok ciddi bir dijital altyapıyla çözdü arkadaşlar. Örneğin üyelik açıldıktan sonra, WhatsApp grubuna bir linkle “Arkadaşlar üye olmak isteyen buraya üye olabilir” diye yolluyorsunuz. WhatsApp üzerinden dört adımda üye oluyor. Kendisine linki yollayanı referans olarak yazıyor. Böylece en çok üye yapanı da takip edip ödüllendirebileceğiz mesela. Bunun yanında bütün aidatlar kredi kartı üzerinden. Mesela aidatta bir aksama olduğunda sistem WhatsApp’tan hemen mesaj atacak. Yani bütün üyelerimizle WhatsApp’tan daima iletişim hâlinde olduğumuz, onlara bilgi yolladığımız, aidatlarını hatırlattığımız, davet ettiğimiz çok güçlü bir yapı kuruyoruz.

“2 milyon üyeyi kısa sürede aşacağız, sayı verip bereketi kaçırmak istemem”

Mutlak butlan kararı çıktığında CHP’nin yaklaşık iki milyon üyesi vardı. Şimdi sizin beklentiniz nedir? İşler rayına oturduktan sonra, teşkilatlar kurulup sistem yerleşince, diyelim ki üç ay sonra, kaç üye öngörünüz ya da hedefiniz var?

Çok kısa sürede CHP’nin üye sayısını aşacağımızı düşünüyoruz. Bunun çok daha ilerisine geçebilir. Sokağa baktığımızda çok üye gelecek gibi ama bir rakam verip bereketini kaçırmak da istemiyorum. Mesela üç ayda üç milyon üye çok büyük başarıdır. Ama beş milyon bekliyorum desen başarısızlığa dönüşür. Ama CHP’de ulaştığı iki milyon üyeyi çok kısa sürede aşacağımız görünüyor.

O zaman en önemli husus şu, daha önce CHP’ye üye olmayıp YENİ Parti’ye üye olacak potansiyel. Kim bunlar?

Esas mesele bu. Bunlar vicdanlı, rahatsız ve demokrat insanlar. CHP’ye üye olmamış daha önce, yapılanlardan rahatsızlık duyuyor. Buna karşı bir tepki gösteriyor ve yanımızda yer almak istiyor. Ayrıca bütün demokratlara çağrıda bulunmuştuk. Bu önemli. Bazı demokratlar veya geçmişteki yaşanmışlıklardan dolayı partiye kendini uzak hisseden, sert mücadelelerden, kutuplaşma ikliminden ya da CHP tarihinde kendisini CHP’li yapmaya uzak tutacak birtakım olaylardan dolayı kendini dışarıda bırakmış olanlar; YENİ Parti ile birlikte iktidarın değişme umudu yeniden yeşerdiği, bir mücadele verildiği için ve bu mücadeleyi verenler “Bu partinin eskisi yok, yeniden başlıyoruz” dediği için bundan olumlu etkilenen ciddi bir kitle var. 

Mesela şunu defalarca duydum sokakta: “Ben ülkücüyüm size oy vereceğim”, “Ben AK Parti’nin bu ilçede, ilde kurucularındandım. Ama size oy vereceğim”, “Ben bugüne kadar hiç oy kullanmadım. İlk kez sandığa gidip sizi destekleyeceğim”, “Ben Kürt’üm, daha önce CHP’ye mesafeliydim ama YENİ Parti’ye oy vereceğim, verebilirim.” Gençlerde mesela “ilk oyum size”, çok duyuyoruz yani, acayip. Özellikle genç kadın seçmenlerde, mesela 23-25 yaş aralığında “Bugüne kadar hiç oy vermedim ama bu sefer vereceğim” diyenler “Nasıl verilebiliyor” diye soruyor. Hiç daha önce seçmen kaydına bakmamış, gitmemiş, oy kullanmamış. Oy vermek için ne yapmak gerekiyor diye bizim arkadaşlara soranlar, var yani böyle bir heyecan var.

Bir de tabii bu finansman meselesi var. Bahçeli’nin önerdiği şekilde Hazine yardımından pay almanızın gerçekleşme ihtimali bana göre pek mümkün değil.

Devlet Bey aslında şöyle diyor: “Hani adaletli bir bakış açısı olursa, bu parti seçimlerden aldığı oy oranında bağış alıyor, hazine yardımı alıyor. E seçimdeki her dört milletvekilinden üç tanesi yeni partiye gitmiş. O zaman hazine yardımı aslında bu arkadaşların bulunduğu partinin hakkı.” Hakkaniyeti söylüyor ama yasal düzenleme de buna izin vermez. Bizim CHP’den bu parayı talep edecek halimiz de yok. Ama gerçekten bu hakkaniyet arayışı olur ve bu bakış açısı olursa partiler Plan Bütçe Komisyonu’nda, ilgili komisyonda otururlar ve bundan sonrası için konuşurlar. Milletvekili sayısı belli bir sayının üstünde olan partilerde veya Meclis’te grubu bulunan partilerde, milletvekili oranında bir bağış almaları sağlanabilir. Bir önceki yıl bağış dağıtıldıktan sonra o partiden ayrılan milletvekilleri varsa bir sonraki yıl ona oranlı dağıtılabilir. Yani bunların hepsi düşünülebilir. Düşünülmeli zaten. Şöyle düşünün bugünkü yasal düzenlemede bir tarafta diyelim ki 100 milletvekilli bir parti var, 99 ‘u bir yere gitti, biri orada kaldı. O biri bütün bağışı alıyor, 99’u hiçbir şey alamıyor. Hazine yardımı alamıyor.

Bu takdirde mesela sizin sayenizde giren Yeni Yol Grubu da para alabilir olacak.

Tabii tabii,........

© Medyascope