Mazlum Vesek yazdı: İzmir’in izi, İzmir’in 100’ü
Son güncelleme: 19 Mart 2026 -
Mazlum Vesek yazdı: İzmir’in izi, İzmir’in 100’ü
19 Mart 2026 Perşembe
Bazı şehirler vardır; sokaklarıyla değil, insanlarıyla hatırlanır. İzmir de onlardan biri. Ve bazen bir kitap çıkar, o şehrin taşını toprağını değil, hafızasını anlatır. İşte Kamuran Kaya’nın “100 İz/mir” adlı çalışması tam olarak bunu yapıyor.
Bu kitap, kuru bir biyografi derlemesi değil. Aksine, adeta bir roman kurgusu gibi ilerleyen, her portreyi bir diğerine bağlayan bir şehir hikâyesi. Kaya, farklı mesleklerden gelen ama ortak paydası “İzmirlilik” olan isimleri bir araya getirirken, aslında okuru kentin yakın tarihine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
19’uncu yüzyıldan bugüne uzanan bu portreler, sadece bireylerin hayatını değil; İzmir’in fikir dünyasını, kültürel dokusunu ve dönüşümünü de gözler önüne seriyor. Yani kitapta anlatılan sadece “kim kimdir” sorusunun cevabı değil; “İzmir nasıl bir şehirdir?” sorusunun da karşılığı. Öyle ki her ne kadar İzmirli olmasa da Halit Ziya Uşaklıgil’in İzmir’ini bilmeden 1800’lerin sonundaki İzmir anlaşılabilir mi? Kaya, Uşaklıgil gibi İzmirli olmayan ama İzmir’den el alan ve İzmir’de iz bırakana isimlerin de peşine düşüyor.
Kaya’nın en dikkat çekici yönlerinden biri, bu çalışmayı bir “hatırlatma” olarak görmesi. Bugünün hızında unutmaya meyilli olduğumuz değerleri yeniden görünür kılma çabası… Aslında bu yönüyle kitap, sadece geçmişe dönük bir bakış değil; bugüne ve hatta yarına dair bir uyarı niteliği de taşıyor.
“Biz bu şehrin neresindeyiz”
Çünkü şehirler, binalarla değil; onları anlamlandıran insanlarla yaşar. Ve bir şehrin belleği silinmeye başladığında, geriye sadece beton kalır. Yine sayfaları karıştırdığımızda İzmir’in işçi semti Damlacık’tan adını dünyaya duyuran Metin Oktay’ı görürüz. Oktay’ı İzmir’den çıkarın, Damlacık’tan yükselen bu efsaneyi anmayın, şehir ne kadar eksik kalır değil mi? Semtin sokakları bir değeri yetiştiren zamanın ruhu ve anıtıdır adeta.
“100 İz/mir” okura da şu soruyu sessizce bırakıyor:
Biz bu şehrin neresindeyiz ve bizden sonra hatırlanacak olan ne?
Belki de mesele tam olarak bu:
Bir şehirde yaşamak mı, yoksa o şehrin hafızasına dahil olmak........
