menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kemal Can yazdı | CHP’nin ablukaya cevabı

51 0
22.02.2026

Son güncelleme: 22 Şubat 2026 -

Kemal Can yazdı | CHP’nin ablukaya cevabı

Yoğun dış gündem rüzgarları, bölgedeki olağanüstülük derken yavaş yavaş iç siyaset başlıklarına dönmeye başladık. Hatta dış gündem olarak tartışılan Suriye meselesi bile hızla içeriye taşındı. Meclis süreç komisyonunda kabul edilen rapor, kısa hikayesi ve çizdiği çerçeveyle tam yerli malı. Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olarak atanması, mahpuslarla görüşmelerin sınırlanması, yargı ayağında daha fenası için hazır olunmasını ister gibi. “Mutlak butlan” ve adaylık tartışmalarının tekrar ısıtılmaya çalışılması, 19 Mart (CHP) başlığına da hızlı bir geri dönüş olacağını işaret ediyor.  Ramazan genelgesi, laiklik bildirisi, dizilerde domuz eti ikramı, devam eden “operasyon mekaniği”, yine gazeteci tutuklamaları diye liste devam ediyor.

Yani olası gündem mönüsü tanıdık. Ancak bütün başlıklarda, muhteva değişmese bile doz artışı olacağını beklemek yanlış olmaz. Kulisler bayramdan sonra hareketlenmenin artacağını bazı hazırlıkların şimdiden yapıldığını haber veriyor. Siyasi gündemin aynı hatlar üzerinde devam etmesi de ağırlıklı olarak iktidarın tercihi gibi görünüyor. Bunun birçok nedeni var elbette ama bu iktidarın sanılanın aksine “yeni gündem kurmak” konusunda çok becerikli olmaması ve mevcut gerilim hatlarının hala verimli olduğunu düşünmesi en belirleyici faktörler. Bir önemli faktör de muhalefet aktörleri ve kısmen muhalefet kamuoyunun, pozisyonunu bu bildik ve beklenen gündem etrafında şekillendirmesi.

İktidar bildik rotada devam

Erdoğan, bazı yorumcular tarafından “fazla yetenekli” ve “yaratıcı” bir siyasetçi olarak değerlendirilir. Oysa bildik ve çoğu gayet basit yöntemleri ısrarla tekrar eden, yenilikçiden ziyade ısrarcı olarak tarif edilebilecek bir siyasetçi. Zaman zaman esneklik gibi algılanan pazarlıkçılığı veya kolay ittifak değiştirmesi ise aslında “plana aşırı sadakatinden”. Değişmez plan ise her zaman ve her durumda iktidarda kalmak. Erdoğan siyaseti, Türkiye sağının geliştirdiği (aslında popülizmin evrensel icadı) demagojik karşıtlıkların güncel ihtiyaçlara -iyi- uyarlanması. Siyasetin “halk ve elitler” olarak, açıkça ve bilerek yanlış çizilmiş bir sınır hattında biçimlenmesi, “Yeter Söz Milletin” sloganını -muktedir olarak- rövanşist bir içerikle devam ettirmek. Gündemin iktisadi sorunlar veya sınıfsal tercihlerin dışında biçimlenmesi, başka başlıklarla meşgul edilmesi ya da doldurulmasından ziyade, bu yapay hattın canlı tutulmasından. 

Senelerdir devam eden ekonomik sıkıntılar, sosyal meseleler ve adalet duygusunun yok olması gibi ağır sorunlar ve çözüm kapasitesini kaybetmesine rağmen iktidarın devamını sağlayan, en azından erimeyi -AKP olarak yüzde 30, ittifak olarak yüzde 40’lık- sınırda tutan sosyo-kültürel bir baraj var. Bu yapay ve abartılı sınır hattının hala inandırıcı olmasını sağlayan sembol ise CHP. Erdoğan’ın sık sık yüksek sesle “Cehape zihniyeti” deme ihtiyacı duyması bu yüzden. Dolayısıyla, CHP’nin sürekli hedefte tutulması, sadece çok güçlü iktidar alternatifi haline gelmesi ya da birinci parti olmasıyla ilgili değil. CHP hala yüzde yirmiler sınırında -hatta daha da az- olsa da, iktidarın ağırlıklı hedefi (hasmı) olacak, böyle görülecekti. Çünkü CHP “öteki” ihtiyacını tek başına karşılıyor. Erdoğan’ın Baykal ve Kılıçdaroğlu CHP’sini özlediğini söylemesi, kontrastın yönetilebilirliğiyle ilgili.   

CHP’ye rağmen seçmen ivmesi

CHP özellikle son on-on beş yılda, söylem tercihleri, transfer politikası ve izlediği ittifak stratejisi gibi konularda, iktidarın (AKP’nin) kültürel zıttı gibi konumlanmama çabasına girdi. Bunu fazlasıyla abarttığı, kimi zaman kompleksli bir görüntü verdiği kimi zaman tuhaf yalpalamalar yaşadığı oldu. Birilerinin hala asıl rota yapmak isteyerek övündüğü “kurucu parti”, “devlet partisi” veya elitist imajdan sıyrılmak için, kültürel benzeşmeler bulmaya, aracılar kullanmaya yöneldi. İktidarı koruyan, kendini sınırlayan duvarı yıkmak yerine aşmaya, hatta kullanmaya çalıştı. Geleneksel sağın ve onun devamı olarak Erdoğan’ın yapıştırdığı elitizm etiketini, iktidar tabanına sempatik masajlar vererek değiştirmeye çalıştı ama bunun maliyeti “alternatif” olma iddiasının ve “farkın” görünümlerinin zayıflamasıydı. Daha fenası bunun rasyonel olduğu düşünüldü.

Diğer yandan, başkanlık sisteminin yarattığı sorunlar, ekonomik sıkıntılar, çözümsüzlüğün süreklileşmesi, adalet duygusu ve beklentisinin ortadan kalkması, belirsizlik hali ve geleceksizlik, siyasi aktörlerden bağımsız olarak seçmen tercihlerini kendiliğinden etkilemeye başladı. Rakibi bozmak iktidarda kalmaya yarasa bile desteğin devamı için yeterli olmadı. İktidar için avantaj olacağı varsayılan ittifak siyaseti, klasik siyasi hatların da geçici olarak bozulmasına yol açtı. İktidar seçmeninin bir kısmı, alternatif tercihe yönelmekten ziyade, mevcut pozisyonundan “vazgeçerek” tavır değiştirebileceğini gösterdi. Sadece bu tablo bile, “öteki mahalleden oy alma” ya da oraya sesini duyurma ihtiyacının, iktidarın çizdiği eksenden uzaklaşma gereğini göstermeye yeterdi aslında. Fakat tabloyu şahsi ve kültürel gerekçelerle açıklamaktan vazgeçmeyenler hala kalabalık.

Halk-elit denklemini terse çevirmek

2024 yerel seçimi, yapay kurumsal ittifaklar veya tuhaf siyasi taklitler olmadan da seçmen tercihlerinin değişebileceğini gösterdi. Hatta hem sayısal hem coğrafi sınırların sanıldığı kadar sağlam olmadığı anlaşıldı. Bu gelişmenin taktik alandaki sonucu, kısa süren bir normalleşme molasından sonra iktidarın bütün gücüyle CHP ablukasına girişmesi oldu. Çünkü klasik “öteki” olarak gayet verimli bir rakip olan -ve yer yarılsa sayısal hapishanesini aşamayacağı düşünülen- CHP’nin, iktidarın zaafiyetini açığa çıkaran (negatif) sayısal tehdit haline gelmesi çok rahatsız ediciydi. 19 Mart bu yüzden devreye alınan ve basitçe kazanacak adayın önünü kesmekle sınırlı olmayan yeni siyasi dizayn operasyonunun önemli parçası oldu. Artık iktidar değişmez kader sayılan sayısal çoğunluk fikrine yaslanamazdı. CHP yıktığı veya değiştirdiği için olmasa bile,  seçmendeki karşılığı zayıfladığı için, alanın yeniden tanzimi ve hasar görmüş gerilim hatlarının tamiri gerekliydi.

Bu konuda iktidar açısından can sıkıcı olan bir başka nokta, CHP etrafında kurulan zorlu ablukanın itiraz direncini çabuk kıracağı konusundaki beklentinin boş çıkmasıydı. İktidar seçmeninin vazgeçmişleri, pek çok kere olduğu gibi “mesaj yerine ulaştı diye” geri gelmedi, CHP’yi sokağa doğru iten itiraz, kararlılığından dönmedi. Ayrıca mitingler (eylemler) serisinin başlarında Özgür Özel, iktidarı “ayrıcalıklı bir avuç insan” olarak tarif etmeye başladı. Bu söylem, popülist demagojiyi ve en temel siyasi hat anlatısını tersyüz edebilecek bir çıkıştı. Peşine eklenen -ve biraz gelişigüzel ilerleyen- boykot çağrıları da iktidar ve iktidarla aynı taraftakiler hikayesini başka türlü kuruyordu. Ancak sonra ne olduysa oldu, bu söylem silikleşti, artık pek eser kalmadı. (Umarım bunun nedeni, kerameti kendinden menkul rasyonalist taktisyenlerin, “tedirgin edici olmamak” aklı değildir.) Erdoğan ise yeniden “çobanın da bir oy hakkı olmasından rahatsız elitlerden” bahsetmeye başladı.

CHP’nin süreç performansı olumlu

Çobanın bir oy hakkı olmasından rahatsız olanlar gibi, CHP’nin “Kürt anasını görmesin” ittifakının veya suçlamasının dışında kalmasından rahatsız olanlar da hayli kalabalık. Süreç başladığı andan itibaren, bu konuda konuşması, meclis komisyonuna katılması ve sonuç bildirisine imza atması gibi her eşikte, benzer bazı iddialar ortaya atıldı. CHP, içerden ve dışardan “oyuna getirilme” uyarılarına, tuzağa düşme iddialarına hatta ihanet suçlamalarına muhatap oldu. İktidarın CHP’yi suç ortağı yaparak günah keçisine dönüştüreceği veya hamlesine meşruiyet sağlamak için kullanacağı söylendi. Oysa iktidarın sürecin ne gerekçesinde ne rotasında ne de varmak istediği sonuçta bir meşruiyet ve ortak arayışı vardı. Nitekim kamuoyu nezdinde, hiçbir aşamada gürültülü ve peşin hükümlü iddiacıların dışında, “CHP yüzünden oldu”(ya da olmadı) isnadı karşılık bulmadı veya böyle bir algı oluşmadı. Hala bu konudaki ısrarı sürdürenler, bu görüntünün nerede oluştuğu ve nasıl sonuç doğurduğu konusunda herhangi bir somut örnek yok. 

Aksine CHP, bekleneni ve yakın çevresindeki (medyasında hayli kalabalık olan) baskıya uygun davranmayarak ciddi bir yanlış yapmadı, kimseden uzağa düşmedi, zorlu bir dengeyi sürdürebildi. Siyaseti oyun belleyen taktisyenlerin hiç sevmediği ilkesel tutumu bir kenara bıraksak bile, pragmatik açıdan da CHP’nin süreci minimum hasarla hatta bazı avantajlarla geçtiği söylenebilir. İktidarın çizmek istediği hattın karşı tarafında konumlanarak -büyük çaba harcanan- sadece agresif milliyetçilere mahkum alana sıkışmadı. Çeşitli aşamalarda sık sık zorlanan çabalara rağmen, Kürt kamuoyuyla kopmadı. İktidarın hamlelerinin pasif meşruiyet takviyecisi gibi görünmedi. (İmralı ziyareti meselesi ve raporda -sonuç vermeyecek olsa bile- iktidarın itirafı gibi duran “demokratikleşme” tavsiyeleri bu kalkanı sağladı) İktidarın yaptıklarının ortağı veya eksik bıraktıklarının sorumlusu sayılmadı. Süreci etkileme açısından zayıf kaldığını ileri süreceklere ise bu konuda suçlanacak ilk aktörün CHP olmasının saçmalığını hatırlatmak yeter.  

Farklı cephelerde farklı stratejiler

İki hafta önce “Bitmeyen CHP Ablukası” yazısında, iktidarın taarruzunu birkaç kanaldan ve yoğunlaştırarak devam niyetinde olduğuna dikkat çekmiştim. 19 Mart, süreci yalnızlaştırma tuzaklarıyla bezeme, transferlerle moral bozma girişimlerinin yanına, henüz troll faaliyeti sınırında olan “mutlak butlan” ve “adaylık tartışmalarını” tazeleme hamleleri eklendi. Daha önce yoğun mesai harcanan ama sonuç alınamayan veya zaten gündemde kalması yeterli görülen “mutlak butlan” davasının tekrar canlandırılacağı hatta bu sefer sonuçlandırılacağı iddia ediliyor. (Zayıf ihtimal) Ancak asıl rahatsız edici olabilecek gelişme, CHP’nin yine çok erkenden “adaylık” tartışmalarına girmesi olur. Üstelik bu konunun fitili davalar vesilesiyle hala iktidarın elinde. Ayrıca siyasi, ahlaki birçok zorluk yüzünden, önlemleri ve seçenekleri tartışmak hala çok sıkıntılı.

İktidarın, varlığının gerekçesi olarak sunduğu sosyo-kültürel hattın ve son yıllarda yaslandığı kutuplaşmanın karşı cephesi olarak konumladığı CHP ile meselesi, sadece konjonktürel bir rekabete dayanmıyor. Elbette 2024 sonrasında -“normal” siyasi yollarla- kaybetme ihtimalinin sembolüne dönüşmüş olması da önemli. CHP, iki yıldır gösterdiği sayısal direnç yanında yalnızlaştırma ataklarını savuşturması hatta herhangi bir seçmen grubuyla kopmaması; iktidarı daha da zorluyor. İmkanları çok olsa bile seçenekleri fazla olmayan iktidarın yapabileceklerini kestirmek zor değil. CHP’nin ise iktidar salvolarına karşı iki ayrı cephede ve birbirinden farklı cevaplar geliştirmesi gerekiyor. Birinci cephe başta yargı olmak üzere siyaset dışı araçların kullanıldığı “olağanüstülük”. Bunun için 19 Mart’ta söylenen “darbeyi püskürttük” sözünün yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor. Siyasi alanda ise iktidarın zıttı olma iddiasından kaçınmadan hattı baştan çizmesi gerekiyor. 

AKP CHP CHP operasyonları

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

Kemal Can / Diğer yazıları

Kemal Can yazdı: Aksiyon müfettişliği

Kemal Can yazdı: Bitmeyen CHP ablukası

Kemal Can yazdı: Hatanın bedeli payından fazla

Kemal Can yazdı: Suriye’de olanın adını koymak

Kemal Can yazdı: “Halep oradaysa arşın burada”

Kemal Can yazdı: Venezuela’dan bakınca dünya hali

Medyascope'u Google Haberler üzerinden takip edin

Medyascope'un mobil uygulamasını indirin

Haftanın diğer yazıları

Nilay Kamu yazdı | Oyun sektöründe neler oluyor? 2025 yılı bilançosu ve 2026 planları… Türkiye’deki yasa tasarısı hakkında açıklama

İsmail Fatih Ceylan yazdı: Reşat Nuri’nin laik müftüsü

Müge İplikçi yazdı: Reks’i sevmek

Gülener Kırnalı yazdı: Mutluluk “GSYH” ile ölçülür mü?

Aslı Tunç yazdı: Bir direniş sembolü olarak Gisèle Pelicot ve Yaşama Övgü

Cevat Düşün yazdı: Orji patlamaları ve haz şiddeti

Alişer Delek yazdı: Süreç yeni başlıyor

Levent Baştürk yazdı | Vassal kıta Avrupa ve entegre edilemez öteki: Rubio’nun dünya için tasarımı

Recep Karagöz yazdı: Kurucu ruh mu, devlet zırhı mı?

Haftanın en popüler içerikleri

Tutuklu gazeteci Enver Aysever hakkında 3 yıla kadar hapis talebi

Gazeteci Alican Uludağ tutuklandı

Çözüm komisyonu ortak raporunda ne var, ne yok?

AKP’ye yakın Türkiye gazetesi duyurdu: LGBTİ+’lara hapis cezası geliyor

Aynı Yağmur Altında dizisinin yapım şirketi “domuz eti” sahnesini savundu: “Bağlamından koparılan tartışmalar inancımızı…

Ruşen Çakır yorumladı: CHP’nin cumhurbaşkanı adayı kim olacak?

Çocuklara sosyal medya yasağı Türkiye’de nasıl uygulanacak?

Ruşen Çakır yazdı | Mahir Çayan haklıydı: Aynılar aynı yerde, ayrılar ayrı yerde

Alican Uludağ’ın savunmasının tam metni: “Geride iki çocuğunu bırakmış bir baba olarak bu zulme ortak olmayın”

Orhan Veli Kanık’ın doğduğu ev satışa çıkarıldı

Medyascope'un günlük e-bülteni

Editörlerimizin derlediği öngörüler, analizler, Türkiye’yi ve dünyayı şekillendiren haberler, Medyascope’un e-bülteni Andaç‘la her gün mail kutunuzda.

Medyascope'u destekle

© 2015-2026 Scope Medya A.Ş.

© 2015-2026 Scope Medya A.Ş.

Kişisel Verilerin Korunması Aydınlatma Metni

İşbu Aydınlatma Metni, Veri Sorumlusu sıfatıyla Maslak Mahallesi, Dereboyu 2. Cadde, No: 15A/70, Ata Center İş Merkezi Kat:G2, Sarıyer/İstanbul adresinde mukim Şirketimiz Scope Medya Ticaret Pazarlama A.Ş.’nin (“Medyascope”) tarafından sağlanan ürün ve hizmetlerin tanıtımı amacıyla internet sitemizde yer alan E-Bülten Aboneliği kısmından elde edilen kişisel verilerin işlenmesine ilişkin olup, Şirketimiz tarafından başta 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“KVKK”) olmak üzere ilgili mevzuat kapsamında aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Şirketimizin kişisel verilerin korunmasına ilişkin politikaları https://medyascope.tv adresinde yer almaktadır.

İşleme; KVKK’nın 3. maddesinde kişisel verilerin kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması işlemleri olarak tanımlanmıştır.

İşlenen Kişisel Verileriniz

İşlenen kişisel verileriniz, E-Bülten Aboneliği aracılığıyla bizimle paylaşmayı tercih ettiğiniz adınız, soyadınız, e-posta adresinizdir.

Kişisel Verilerin Toplanma Yöntemi ve Hukuki Sebebi

Kişisel verileriniz, şirketimiz tarafından sağlanan ürün ve hizmetler kapsamında promosyon, kampanya ve tanıtım faaliyetlerinin yürütülmesi sırasında internet sitemizde yer alan E-Bülten Aboneliği bölümünde e-posta adreslerini bildiren kişilere Şirketimizin ticari olarak faaliyet gösterdiği alanlarda reklam, tanıtım ve bilgilendirme yapmasına ilişkin sözleşmenin kurulması ve ifası, veri sorumlusunun meşru menfaati ve açık rızanız kapsamında işlenmektedir.

Kişisel Verilerin İşlenme Amaçları

Kişisel verileriniz Şirketimiz tarafından, aşağıdaki belirtilen işleme amaçlarıyla uygun süre zarfında, KVKK’nın 5. ve 6. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları kapsamında işlenecektir:

İletişim faaliyetlerinin yürütülmesi

Reklam / kampanya / promosyon Süreçlerinin Yürütülmesi

Saklama ve arşiv faaliyetlerinin yürütülmesi

Pazarlama analiz çalışmalarının yürütülmesi

Ürün / hizmetlerin pazarlama süreçlerinin yürütülmesi,

Organizasyon ve etkinlik yönetimi

Şirketimizin faaliyet alanlarında reklam, tanıtım ve bilgilendirme hizmeti sağlamak,

Şirketimiz tarafından gönderilen bu e-postalar üzerine gelen talep ve şikayetlerin cevaplanması,

Hukuki bir ihtilafın vuku bulması halinde hukuki işlem yapmak,

Sair tüm yasal yükümlülükler.

Kişisel Verilerin Hangi Amaçlarla Kimlere Aktarılabileceği

Şirketimiz, kişisel verileri “bilme gereği” ve “kullanma gereği” ilkelerine uygun olarak, gerekli veri minimizasyonunu sağlayarak ve gerekli teknik ve idari güvenlik tedbirlerini alarak işlemeye özen göstermektedir ve sadece zorunlu durumlarda üçüncü kişilere aktarmaktadır. Kişisel verileriniz; KVKK’nın 8. ve 9. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları çerçevesinde Şirketimiz ilgili birimlerince işlenmekte ve aşağıda yer verilen amaçlarla üçüncü kişilerle paylaşılmaktadır.

İlgili mevzuatı gereği talep halinde idari makamlara, adli makamlara veya ilgili kolluk kuvvetlerine, yetkili idari ve denetleme kurullarına ve/veya diğer yetkili denetleyici kurum ve kuruluşlara aktarılabilecek ve/veya hukuki bir ihtilaf vuku bulması halinde Şirketimizin hukuki menfaatlerinin korunması amacıyla bu mercilerle ve Şirketimiz avukatları ile paylaşılmaktadır.

Ürün ve hizmetlerimizin tanıtımı amacıyla E- Bülten Aboneliği veri işleme altyapısını tedarik ettiğimiz iş ortağımız, bu bildirimlerin yapılması amacıyla hizmet aldığımız ajanslar ve pazarlama analiz şirketleri ile paylaşılmaktadır.

Kişisel verileriniz e-posta altyapısı ve ilgili hizmetlerinden yararlandığımız hizmet sağlayıcılarımızın yurt dışında bulunan veri depolama sistemleri nedeniyle KVKK’nın 9. maddesindeki şartlardan biri olan açık rıza şartı sağlandığı takdirde yurt dışına aktarılabilmektedir.

Kişisel Verilerin Saklama Süresi

Kişisel verilerinizi, sunduğumuz hizmetlerin mahiyetinden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacıyla, hizmetlerin sağlandığı süre boyunca ve ardından hukuki yükümlülüklerini yerine getirmek ve meşru menfaatini temin etmek amaçlarıyla ilgili mevzuata uygun olarak, makul süreler boyunca saklayacaktır.

Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi ve Anonim Hale Getirilmesi

Kişisel verileriniz KVKK’nın 7. maddesi uyarınca işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması halinde kişisel veriler re’sen veya kişisel veri sahibinin talebi üzerine tarafımızca silinir, yok edilir veya anonim hale getirilir.

Kişisel Verilerinizin Güvenliği

Bize sağladığınız kişisel verilerin gizliliğini ve güvenliğini korumaya önem veriyoruz. Bu doğrultuda, kişisel verilerinizi yetkisiz erişim, zarar, kayıp veya ifşaya karşı korumak için gerekli teknik ve idari güvenlik önlemleri almaktayız.

Kişisel Veri Sahibi İlgili Kişinin Hakları

Kişisel veri sahibi “İlgili Kişi”, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 11. maddesinde aşağıda yer verilen haklarını ve taleplerini www.eliteworldhotels.com.tr adresinde yer alan Başvuru Formunu usule uygun olarak doldurmak suretiyle bildirebilecektir.

6698 sayılı KVKK’nın 11. Maddesi kapsamında herkes veri sorumlusu sıfatı ile Şirketimize aşağıdaki hususlarda başvurma hakkına sahiptir:

• Kişisel verilerinizin işlenip işlenmediğini öğrenme,

• İşlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme,

• Kişisel verilerinizin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,• Yurt içinde veya yurt dışında aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,

• Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması halinde bunların düzeltilmesini isteme,

• KVKK’da öngörülen şartlar çerçevesinde kişisel verilerinizin silinmesini veya yok edilmesini isteme,• Yukarıda belirtilen düzeltme, silinme ve yok edilme şeklindeki haklarınız uyarınca yapılan işlemlerin, kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,

• İşlenen kişisel verilerinizin münhasıran otomatik sistemler ile analiz edilmesi sureti ile aleyhinize bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme,

• Kişisel verilerinizin ilgili mevzuata aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğramanız halinde zararınızın giderilmesini talep etme haklarına sahipsiniz.

Hak ve Talepleriniz İçin İletişim

Kişisel verilerinizle ilgili sorularınızı ve taleplerinizi, Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları hakkında Tebliğ’de belirtilen şartlara uygun düzenlenmiş dilekçeyle aşağıdaki yöntemlerle iletebilirsiniz.

“Şahsen Yazılı Başvuru” yoluna başvuracak İlgili Kişilerin kimliğini tevsik edici belgeleri ibraz etmesi zorunludur. Bu bağlamda Maslak Mahallesi, Dereboyu 2. Cadde, No: 15A/70, Ata Center İş Merkezi Kat: G2, Sarıyer/İstanbul adresine yapacağınız şahsen yazılı başvurularda başvuru formuyla birlikte kimlik fotokopisinin yalnızca ön yüzünün (kan grubu ve din hanesi gözükmeyecek şekilde) ibraz edilmesini rica ederiz.

Başvuru formunun tebligat zarfına veya e-postanın konu kısmına “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu İlgili Kişi Talebi” yazılmasını rica ederiz.

Kişisel veri sahipleri olarak, haklarınıza ilişkin taleplerinizi, Medyascope ‘a iletmeniz durumunda Medyascope talebinizi en geç 30 (otuz) gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandıracaktır. Ancak, başvurunuza verilecek yanıtın mevzuat uyarınca bir maliyet gerektirmesi halinde Medyascope tarafından Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından belirlenen tarifedeki ücret talep edilebilecektir.

Ticari Elektronik İleti Gönderimi Hakkında Bilgilendirme

6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca ticari elektronik ileti; telefon, çağrı merkezleri, faks, otomatik arama makineleri, akıllı ses kaydedici sistemler, elektronik posta, kısa mesaj hizmeti gibi vasıtalar kullanılarak elektronik ortamda gerçekleştirilen ve ticari amaçlarla gönderilen veri, ses ve görüntü içerikli iletileri ifade eder.

Ticari elektronik iletiler, alıcılara ancak önceden onayları alınmak kaydıyla gönderilebilir. Ticari Elektronik İleti Yönetim Sistemi (“İYS”) üzerinde onayı bulunmayan alıcılara ticari elektronik ileti gönderilemez. Bu onay, yazılı olarak veya her türlü elektronik iletişim araçlarıyla ya da İYS üzerinden alınabilir. İYS üzerinden alınan onaylarda ise olumlu irade beyanı ve elektronik iletişim adresi yer alır. Alıcılar diledikleri zaman, hiçbir gerekçe belirtmeksizin ticari elektronik iletileri almayı reddedebilir. Alıcının ret bildiriminde bulunması, bildirimin yapıldığı iletişim kanalına ilişkin onayı geçersiz kılar. Alıcı reddetme hakkını İYS üzerinden de kullanabilir.

Alıcının kendisiyle iletişime geçilmesi amacıyla iletişim bilgilerini vermesi halinde, temin edilen mal veya hizmetlere ilişkin değişiklik, kullanım ve bakıma yönelik ticari elektronik iletiler için ayrıca onay alınmaz.

Tacir veya esnaf olan alıcıların elektronik iletişim adreslerine gönderilen ticari elektronik iletiler için önceden onay alınması zorunlu değildir. Ancak tacir ve esnafların ilgili mevzuatta yer alan reddetme hakkını kullanması halinde onayları alınmadan ticari elektronik ileti gönderilemez. Bu kapsamında ileti gönderilmesinden önce tacir veya esnaf olan alıcıların elektronik iletişim adresleri hizmet sağlayıcı tarafından İYS’ye kaydedilir ve İYS üzerinden alıcıların ret hakkını kullanıp kullanmadığı kontrol edilir.

6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca, Scope Medya Ticaret Pazarlama A.Ş.’nin (“Medyascope”) tarafından vermekte olduğumuz hizmetler kapsamında, Medyascope üzerinden temin edilen bilgileriniz doğrultusunda, onay vermeniz halinde E-posta iletişim aracı kullanarak tarafınıza her türlü bilgilendirme, tanıtım, reklam, ürün teklifleri, promosyonlar, kampanyalar, memnuniyet değerlendirme çalışmaları ve duyuruların iletilmesi amacıyla tarafınızla iletişime geçilebilecektir.

6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca ticari elektronik ileti gönderimine dair onay verseniz dahi dilediğiniz zaman, hiçbir gerekçe belirtmeksizin ticari elektronik iletileri almayı reddedebilirsiniz. Ret bildirimini kolay ve ücretsiz bir şekilde olmak üzere e-posta iletişim kanalı ile verebileceğinizi hatırlatmak isteriz. Reddetme hakkınızı İYS üzerinden de kullanabilirsiniz.


© Medyascope