menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İsmail Fatih Ceylan yazdı: Kamera, saat tamircisi, müzikolog, psikiyatr Ayhan Songar

9 0
12.04.2026

Son güncelleme: 12 Nisan 2026 -

İsmail Fatih Ceylan yazdı: Kamera, saat tamircisi, müzikolog, psikiyatr Ayhan Songar

Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi‘nin kurucusu ve başhekimi Prof. Dr. Mazhar Osman, bir gün öğrencisi ve asistanı genç Ayhan Songar’ı yanına çağırdı. Bir zarf uzattı. Üstünde yazılı adresteki kişiye bizzat teslim edip oyalanmadan dönmesini istedi. Ayhan Songar, zarfı alıp yola koyuldu. Kadıköy’den daha ileriye gidecekti.

Vapurla karşıya geçti, minibüse binip indi ve nihayet sora sora adrese ulaştı. Ama oraya kadar içi içini yemişti. Ağustos’un öğle sıcağı göz açtırmıyor, güneşin harı kavuruyordu. Hele nem; boğuyordu insanı, her yanı vıcık vıcık olmuştu.

Vapur neyse de minibüste, yollarda bunalmış insanların sürtünmeleri yemiş bitirmişti. “Şart mıydı bu güneşin sıcağında bu mektubu götürmek?” diye söyleniyordu. “Ne var içinde, devlet sırrı mı, sıkı sıkı da kapatmış!.. Postaya ver, daha genç, tıfıl birini bul, kanun mu benim götürmem?”

Bir yandan da içinden geçenlerden utanıyordu. Dünya çapınca ünlü Mazhar Hoca’ya saygısı vardı. Ama sıcakla şeytan arkadaş olmuş bırakmıyordu yakasını. İçindeki kavgayla, söylene söylene adrese geldi. Köşe başında bir terzi dükkânıydı geldiği yer. Orta yaşın üzerinde görünen bir adam, boynunda asılı mezrası, büyükçe masada kumaş ölçüp biçiyor, genç kalfası dikiş makinesinde çalışıyordu.

Selâm verip mektubu uzattı, daha otur demeden ahşap sandalyeye çöktü hemen. Terzi aceleyle zarfı açıp okumaya başladı. Okudukça gözlüğünün üstünden muzipçe Ayhan Songar’ı süzüyordu. Kuvvetli bir hımm çektikten sonra yanına geldi, halinden ölçü alacağı belliydi.

Meraklı bakışlarından olup bitenden habersiz olduğunu anladı, gevrek gevrek güldü. Mazhar Hoca’nın mektubunu okudu:

“Bu gelen genç, sevdiğim ve çalışkan bir öğrencimdir. Mükâfatı hak ediyor. Beğendiği en kaliteli kumaştan bir takım elbiselik kes, hesabıma yaz. Aman ha, bana gösterdiğin titizliğin fazlasını göster. O elbiseyi tez zamanda öğrencimin sırtında görmek istiyorum.”

Ayhan Songar sustu, bir şey diyemedi. Az önceki söylenmelerinden ve düşüncelerinden mahcup olmuştu. O gün o terzi dükkânında gözlerine yaşlar hücum ederken, “Hiçbir şey göründüğü gibi ve göründüğü kadar değildir” sözünün manasını anlamıştı.

O genç Ayhan Songar, daha sonra Türkiye’nin tanıdığı, çağdaş psikiyatrinin de kurucuları arasında yer alan Prof. Dr. Ayhan Songar olacaktı.

Cuma günleri Soğanağa Camii’ne gelin

Aksaray’da muayenehanesi vardı. Yanına gelenlere, tanıştıklarına “Cuma günleri Soğanağa Camii’ne gel, biz de orada oluyoruz” derdi.

Soğanağa Camii’ne davet etmesi, ilahiyatçı ve yazar Prof. Dr. Emin Işık’ın hutbeyi okumasıydı. Camiye birçok akademisyen ve Nurettin Topçu grubu geliyordu. Emin Işık orada hutbe verdiği sürece, her cuma Soğanağa’da namaz kılıyorlar, dostlarını davet ediyorlardı.

Cerrahpaşa içindeki camide cumaları öğretim üyelerinden birkaç kişi varsa, birisi mutlaka Ayhan Songar’dı.

Ayhan Songar cevval, hoşgörülü, sevecen, mesleğinin ehliydi. Aksaray’dan sonra muayenehanesi Laleli Camii karşısına taşındı. Aynı minval üzere çalıştığı günler sabaha kadar ışık yanardı.

Fatih’te Horhor’da Hamdullah Suphi Tanrıöver’in konağı karşısında oturuyor, evine gelen giden çok oluyordu.

Necip Fazıl programını neden beğenmemiş

Dökümcü Ebuzziyâfe Şevket’in mekânı, sofrası herkese açıktı. Sağ camianın bütün önemli simaları uğrardı. Onun nefis yemeklerini bilmeyen, yemeyen yoktu. Bir gün kocaman kaselerle işkembe çorbası koydu. Sırada çok yemek vardı. Ancak Ayhan Songar:

“Şevket usta, ben başka yemek yerine bir işkembe çorbası daha alabilir miyim?” dedi.

Dökümcü Şevket zevkten dört köşe oldu.

“Vay Hocam, ne demek, başım gözüm üstüne, emrin olur, afiyet olsun.”

Kaseyi doldururken uzaktan başka bir doktora seslendi.

“Bak Alpay, Ayhan Hoca iyiyi nasıl biliyor.”

Gitti Dr. Ahmet Alpay’ın yanına, kulağına eğilip fısıldadı:

“İnan çorba için üç gündür uğraşıyorum, işkembeyi tereyağına yatırıyorum” dedi ve ekledi: “Senin Ayhan Hocan boşuna mı beğendi zannediyorsun?”

O sıralarda Ayhan Songar televizyonda bir programa başlamıştı. İlkini yayınladı, Şevket’in dükkânında arkadaşlarına Necip Fazıl ile görüşmesini anlattı.

“Necip Fazıl’a gittim ziyaretine, konuştuk. Bir ara, ‘Üstat, televizyonda programa başladım,’ dedim.”

“Beğenmediniz, değil mi?”

Şöyle aniden yarı öfkeli hâliyle döndü.

“Çünkü siz yoktunuz programda.”

Elemanı çıkaramadık, bir de zam yaptık

1994’te Vakıf Gureba’da Sefa Saygılı geldiği için üniversiteler dışında eğitim hastanelerinde ilk psikiyatri kliniği kuruldu. Sefa Saygılı’dan başka Kemal Sayar, Mustafa Solmaz vardı. Ayhan Songar’ı anma günü tertip edildi. Anma gününde Cerrahpaşa’dan hocanın can dostu Adnan Ziyalar, İbrahim Balcıoğlu, Alaaddin Duran konuşma yaptı.

Adnan Ziyalar’ın anlattıkları hayli ilginçti:

“Bir sene klinikte revizyon gerekti. İki üç personel çıkartacağız. Düşündük, bir isim seçtik. Ayhan Hoca adamın gönlünü incitmeden tebliğ etmemi söyledi. Gittim odama, adamı çağırdım, konuştum, döndüm.

Kapıdan girer girmez:

“Adnan, çıkaramadın adamı, değil mi?” dedi.

“Evet Hocam,” dedim sıkılarak.

“Ayrıca maaşına da zam yaptın, değil mi?”

“Evet Hocam da, sen nereden biliyorsun?” dedim.

“Valla Adnan, ben de aynı şeyi yapardım da, ondan.”

İyi bir kamera ve saat tamircisiydi

Ayhan Songar, Türkiye’nin tanınmış doktorlarından olduğu kadar saat, kamera ve silah koleksiyoneriydi.

Çocukluğunda bir vitrinde gördüğü Zeiss körüklü fotoğraf makinesini babası okul hediyesi olarak almıştı. Fotoğraf çekmeyi, film ve kart banyolarını hazırlamayı, banyo ve baskı yapmayı kendisi gibi fotoğrafa meraklı olan annesinden öğrendi. Portre ve doğa fotoğrafı çekmekten hoşlanırdı. Makine ile o kadar içli dışlı oldu ki zamanla tamir etmesini de öğrendi.

Necip Fazıl’ın Büyük Doğu dergisinde yazıları yayınlanıyordu. Daha sonra dost oldular. Necip Fazıl hastalanınca onu çağırıyordu. Bir gün fenalık geçirince telefon etti. “Gel, ölüyorum” dedi.

Ayhan Songar, bir taksiye atlayıp Necip Fazıl’ın evine gitti. Durumu gerçekten de sıkıntılıydı. Muayene etmekte olan Ayhan Songar elindeki fotoğraf makinesiyle fotoğrafını çekince, Necip Fazıl “Ben burada ölüyorum, sen fotoğraf çekiyorsun” diye kızdı, fırçasını attı. Ama fotoğrafı görünce “ruhumun fotoğrafı” dedi. Fakat o fotoğraf, Necip Fazıl Kısakürek’in ölmeden önceki son fotoğrafı oldu.

Ayhan Songar, Sirkeci Büyük Postane çevresi esnafını çok iyi tanıyordu. Bir gün bir doktor arkadaşına, “Sana bir dürbün ve fotoğraf makinesi alalım” dedi. Sirkeci’ye gittiler, tanıdığından eşyaları aldılar.

O sırada dükkânda bulunan müşteri esnafa dert yanıyordu.

“Falan kişiden çok kaliteli bir fotoğraf makinesi kamera aldım, gün geldi arızalandı. Sizin burada kime gösterdimse yapamadı. Birisi Taksim’de falan yerde biri var, ancak o tamir edebilir dedi, gittim. Kamera kıymetli, ustayı buldum. Efendi baktı, evirdi çevirdi, bana döndü. ‘Bunu hiç dolaştırma, kimse yapamaz, yalnız Dr. Ayhan Songar’a git, gönlü olursa o bu arızayı giderir.’ Hayret ve tereddütle Ayhan Songar’a gittim, görüştüm. Baktı etti, iki gün sonra sekreterden alırsın dedi. Hakikaten yapmış, aynı eski hâlini almış.”

“Falan kişiden çok kaliteli bir fotoğraf makinesi kamera aldım, gün geldi arızalandı. Sizin burada kime gösterdimse yapamadı. Birisi Taksim’de falan yerde biri var, ancak o tamir edebilir dedi, gittim. Kamera kıymetli, ustayı buldum. Efendi baktı, evirdi çevirdi, bana döndü. ‘Bunu hiç dolaştırma, kimse yapamaz, yalnız Dr. Ayhan Songar’a git, gönlü olursa o bu arızayı giderir.’ Hayret ve tereddütle Ayhan Songar’a gittim, görüştüm. Baktı etti, iki gün sonra sekreterden alırsın dedi. Hakikaten yapmış, aynı eski hâlini almış.”

Bir hastası söz Songar’dan açılınca anlattı.

“Evde yaşlı, yürüyemeyen hastamız vardı. Hocaya gittim. Hastalar bitsin, gidelim dedi. Eve geldik, gecenin sonları, hasta ile konuştu, bir şeyler yaparken kayboldu. Bizim oğlan kahve, neyse bir şey getirdi. Baktık sağa sola, hoca yok. Tuvalete, banyoya baktık, mutfakta hanımlara sorduk, yok. Kız, kapı filan açıldı mı, yoksa gitti mi diye düşündüm. Bakmadığım tek salon kaldı, ama hiç ışığı yanmamış, açınca gördüm ki hoca yerdeki halıya uzanmış, horul horul uyuyor. Kanepe var, yastıklar var, hiçbirini almamış, kupkuru halı üstünde yatıyor, ışığı kapatıp gittim. Bir süre sonra geldi. Sanki hiç ara vermemiş gibi babamla konuşmaya başladı ve işine devam etti.”

“Evde yaşlı, yürüyemeyen hastamız vardı. Hocaya gittim. Hastalar bitsin, gidelim dedi. Eve geldik, gecenin sonları, hasta ile konuştu, bir şeyler yaparken kayboldu. Bizim oğlan kahve, neyse bir şey getirdi. Baktık sağa sola, hoca yok. Tuvalete, banyoya baktık, mutfakta hanımlara sorduk, yok. Kız, kapı filan açıldı mı, yoksa gitti mi diye düşündüm. Bakmadığım tek salon kaldı, ama hiç ışığı yanmamış, açınca gördüm ki hoca yerdeki halıya uzanmış, horul horul uyuyor. Kanepe var, yastıklar var, hiçbirini almamış, kupkuru halı üstünde yatıyor, ışığı kapatıp gittim. Bir süre sonra geldi. Sanki hiç ara vermemiş gibi babamla konuşmaya başladı ve işine devam etti.”

Çok yönlü bir profesör

Ayhan Songar iyi bir hekimdi. Sayısız hastanın şifaya kavuşmasına vesile olmuştu. Ayhan Songar adı bir Mazhar Osman gibi Anadolu’da efsanevî tarzda yayıldı. Düzelmeyen hasta Songar Hoca’da iyileşeceğine inanır ve gerçekten de onun şifalı reçetesinden fayda görürdü.

Çok başarılı ve çok yönlüydü. 1953 yılında Akıl ve Sinir Hastalıkları Mütehassısı unvanını almış, 1956’da psikiyatri doçenti olmuştu. 1958’de askerlik hizmeti sebebiyle ayrıldı, tabip teğmen rütbesiyle terhis edilerek İstanbul Üniversitesi Psikiyatri Kliniği’ndeki görevine döndü. 1961 yılında Cerrahpaşa’da bir psikiyatri kliniği kurmakla görevlendirildi. Önce Nöropsikiyatri Kürsüsü’ne bağlı bir seksiyon, daha sonra da bir kürsü olarak Cerrahpaşa Psikiyatri Birimi’ni kurdu.

1962’de profesör oldu ve Cerrahpaşa Psikiyatri Kliniği’nin kürsü profesörlüğüne atandı. Bu arada Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin kurucuları arasında yer aldı. Tıp Fakültesi’nde Sibernetik dersleri vererek başlattığı biyofizik eğitimini, Prof. Meliha Terzioğlu ile birlikte Biyofizik Kürsüsü’nü kurarak devam ettirdi.

İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü Etnomüzikoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi’ni kurmuş, Merkez Müdürlüğü’ne atanmış ve bu merkez faaliyetlerinden olmak üzere yurt içinde ve dışında birçok konser, eğitim toplantısı, konferans ve seminer tertiplemiş, uluslararası festivallere katılmıştı. 1992 ve 1993 yılında Uluslararası Etnomüzikoloji Kongresi’ni İstanbul’da düzenledi. Viyana’da Schule Für Altorientalische Musik und Kunstherapie’de “Mûsıkî Psikolojisi” dersleri verdi.

Üniversitedeki vazifesi yanında 1970-1994 yılları arasında Adalet Bakanlığı Adlî Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesi Başkanlığı, bir süre Diş Hekimliği Yüksek Okulu ve Türk Musikisi Devlet Konservatuarı öğretim üyelikleri de yaptı.

İnce ruhlu ve sanatkâr bir kişiliğe sahipti. Her şeyde bir estetik endişesi vardı. Eski sanatlarımıza ilgi duyardı, hat sanatına düşkündü. Çok mütevazı ve neşeli bir insandı.

Görevleri arasında New York Bilimler Akademisi üyeliği de bulunan Songar, Aydınlar Ocağı, Türkiye Millî Kültür Vakfı ve Türk Edebiyatı Vakfı’nın kurucuları arasında da yer aldı. Aydınlar Ocağı ile Türkiye Millî Kültür Vakfı Genel Başkanlıklarında bulundu. Şiir ve musiki konularında da birçok makale yazdı.

“Die Menschen und die Psychologie” adlı uzun bir bildirisi Almanya’daki psikiyatri dergilerinde birçok kez ana kaynak olarak gösterildi. Millî Gazete ve Türkiye gazetesinde köşe yazıları yazdı.

Haftada iki buçuk gün ailesine ayırırdı

Bu kadar yoğun çalışmasının yanında ailesini ihmal etmezdi. Kendisiyle yapılan bir röportajda programını şöyle anlatmıştı:

“Ben günde 20 saat çalışıyorum. Her gün sabah 08.30’da evden çıkarım. Bir gün hastaneye gelirim, bir gün de Adlî Tıp’a giderim. Öğleden sonra da muayenehanem var. Gece saat 1’de filan işim biter. Eve gelirim, gazete için yazımı yazarım. Saat 2 veya 4 olur; yatarım. Pazartesi, Salı, Perşembe, Cuma böyle. Vakti iyi değerlendirmek lâzım. Bu dört gün devamlı çalışırım. Görüyorsunuz, bir saniye boş değilim burada. Gece yarısına kadar böyle geçer. Ama Çarşamba günleri öğleden sonra ve Cumartesi ve Pazar günleri boşum. Mutlaka kendi aileme vakit ayırırım.”

“Ben günde 20 saat çalışıyorum. Her gün sabah 08.30’da evden çıkarım. Bir gün hastaneye gelirim, bir gün de Adlî Tıp’a giderim. Öğleden sonra da muayenehanem var. Gece saat 1’de filan işim biter. Eve gelirim, gazete için yazımı yazarım. Saat 2 veya 4 olur; yatarım. Pazartesi, Salı, Perşembe, Cuma böyle. Vakti iyi değerlendirmek lâzım. Bu dört gün devamlı çalışırım. Görüyorsunuz, bir saniye boş değilim burada. Gece yarısına kadar böyle geçer. Ama Çarşamba günleri öğleden sonra ve Cumartesi ve Pazar günleri boşum. Mutlaka kendi aileme vakit ayırırım.”

Bu kadar meşguliyetine rağmen sakin görünüşlüydü. Kolay kolay kızmazdı. Bu rahatlığını şöyle izah etmişti: “Vicdanım rahat. Allah’tan başka kimseye veremeyecek hesabım yok. İçim rahat. Yaptığım işlerin hiçbirisinde arka plân, ön hesap yoktur. Hayatımda kimseye kötülük etmedim.”

Ayhan Songar Hoca, ömrünün son yıllarında yakalandığı prostat kanseri yüzünden yatağa düştü. Yeni kurulan Vakıf Gureba Hastanesi Psikiyatri Kliniği’ne onun adını verdiler. Seçkin bir topluluk önünde kliniğin açılışını Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş yaptı. Sevenleri Ayhan Songar ile ilgili hâtıralar anlattılar. Ancak hastalığından dolayı açılışa gidemedi.

Ölümünden önce şu cümlelerle hayata veda etti: “Emr-i Hak vaki olursa sizlerden helallik dilerim. Benden Fâtihalarınızı esirgemeyiniz. Hastalık da, şifa da Allah’tan…”

28 Şubat sürecinde vefat edince

Ayhan Songar 28 Şubat sürecinin yaşandığı 2 Temmuz 1997’de vefat etti. Fatih Camii’nde cenazesi kılındı. Maşerî kalabalık vardı. Tabutu başında konuşmayı yakın dostu Prof. Dr. Emin Işık yüksek bir yere çıkarak yaptı.

Ancak cenazeden çok, 28 Şubat şartlarından olsa gerek, askerlerden bahsetti.

“Ayhan Bey’i methedecek değilim, onun kıymetini değerini bu kalabalık ve gönül ehli insanlar zaten biliyor. Benim söylemek istediğim yakından tanıdığım babasından bahsetmek.

Ayhan Bey’in babası merhum süvari albaydı. Askerliğini, görevini başarı ve şerefle yapan bir subay; onun vazife namusu yanında musalli, muttaki, muhlis — namazlı, imanlı, ihlâs sahibi biri olduğunu söylemek ve bugünkü ordumuzun zâbitan-zabitler, rütbeliler grubuna bilhassa timsal olması gerektiğini ifade etmektir.

Türk milleti, Anadolu halkı askerini subayını çok sever sayar. Mehmedini askere gönderirken gelin alayı gibi şenlikle mutlulukla gönderir. Subayları komutanları sever sayar, camilerimizde ön saflar bilhassa rütbeli subaylarla dolar idi.

Şimdi ne oldu ki ordu mensupları, komutanlarımız halkından inancından uzaklaştı? Bu bir ayrışma, yabancılaşma, yurdumuz için âdeta felakettir. Ne olur lütfen Allah rızası için subaylarımız merhum Ayhan Hoca’nın babası gibi olsunlar. Peygamber ocağı diye boşuna söylenmemiştir. Ordu-millet barışıklığının temini dileğimiz duamızdır.”

Şerif Aydemir’in 5 Ekim 1983 tarihli Türk Edebiyatı Vakfı Çarşamba sohbetinden tuttuğu notlar.

Dr. Ahmet Alpay’ın yayınlanmamış hâtıraları

Sefa Saygılı’nın SD dergisine yazdığı Ayhan Songar’ı anma yazısı

Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.

Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.

İsmail Fatih Ceylan / Diğer yazıları

İsmail Fatih Ceylan yazdı: Fethullah Gülen ABD’ye giderken

İsmail Fatih Ceylan yazdı: Şule Yüksel Şenler nasıl meşhur oldu?

İsmail Fatih Ceylan yazdı: Selahattin Eyyübi ve Amerikan haçlı ordusu

İsmail Fatih Ceylan yazdı: Tapınak Şövalyeleri’nin savaşı

İsmail Fatih Ceylan yazdı: Eve dönecektik gülüm

İsmail Fatih Ceylan yazdı: 28 Şubat’ta Erbakan ve Fethullah Gülen

Medyascope'u Google Haberler üzerinden takip edin

Medyascope'un mobil uygulamasını indirin

Haftanın diğer yazıları

Özlem Yalım yazdı: Hapishane ve tasarım

Ruşen Çakır yazdı: CHP muhalefette niçin yalnız kaldı?

Müge İplikçi yazdı: Ayın karanlık yüzünde insanın içsel yolculuğu

Alişer Delek yazdı: Hakkıdır, hukuka dayanan devletimin istiklal

Recep Karagöz yazdı: İran’da savaşın gerçek galibi halktı

Bilgehan Uçak yazdı – Bir başka “zoraki diplomat”: Hamdullah Suphi Tanrıöver

Şeyma Hatice Bozoğlu yazdı: Cemaatte artan eleştirilere “Batmaz” freni

Cevat Düşün yazdı – Çarşema Sor (Kırmızı Çarşamba): Ezidi inancına göre evrenin doğum öyküsü

Burak Karataş yazdı: Zikirmatik teknolojisi

Haftanın en popüler içerikleri

Gökhan Bacık yazdı: Türkçe “kutsal” dini metinler

Diyarbakır’da 20 TL’ye aldığı biberi 250 TL’ye satan zincir market şubesi ortaya çıktı

Masonlara kayyum atandı

Ruşen Çakır yorumladı: Yılmaz Özdil olayı bize neler söylüyor?

Ünlülere uyuşturucu soruşturması: Burak Deniz, Emir Can İğrek, Elif Büşra Pekin, Ogün Alibaş ve Enes Güler adliyeye sevk edildi

Gürkan Çakıroğlu yazdı: Erdoğan Türkiye’ye liderlik edemiyor

İsmail Fatih Ceylan yazdı: Fethullah Gülen ABD’ye giderken

Ruşen Çakır yorumladı: Ekrem İmamoğlu’nun karnesi

Üsküdar Belediyesi’ne operasyon: Servis edilen görüntüye dair yeni bilgi

ÖZEL HABER – Öcalan’dan İmralı heyetine: “Demirtaş bu sürecin önemli aktörlerinden biridir, kendisiyle ilişkileri onarın”

Medyascope'un günlük e-bülteni

Editörlerimizin derlediği öngörüler, analizler, Türkiye’yi ve dünyayı şekillendiren haberler, Medyascope’un e-bülteni Andaç‘la her gün mail kutunuzda.

Medyascope'u destekle

© 2015-2026 Scope Medya A.Ş.

© 2015-2026 Scope Medya A.Ş.

Kişisel Verilerin Korunması Aydınlatma Metni

İşbu Aydınlatma Metni, Veri Sorumlusu sıfatıyla Maslak Mahallesi, Dereboyu 2. Cadde, No: 15A/70, Ata Center İş Merkezi Kat:G2, Sarıyer/İstanbul adresinde mukim Şirketimiz Scope Medya Ticaret Pazarlama A.Ş.’nin (“Medyascope”) tarafından sağlanan ürün ve hizmetlerin tanıtımı amacıyla internet sitemizde yer alan E-Bülten Aboneliği kısmından elde edilen kişisel verilerin işlenmesine ilişkin olup, Şirketimiz tarafından başta 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“KVKK”) olmak üzere ilgili mevzuat kapsamında aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Şirketimizin kişisel verilerin korunmasına ilişkin politikaları https://medyascope.tv adresinde yer almaktadır.

İşleme; KVKK’nın 3. maddesinde kişisel verilerin kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hâle getirilmesi, sınıflandırılması işlemleri olarak tanımlanmıştır.

İşlenen Kişisel Verileriniz

İşlenen kişisel verileriniz, E-Bülten Aboneliği aracılığıyla bizimle paylaşmayı tercih ettiğiniz adınız, soyadınız, e-posta adresinizdir.

Kişisel Verilerin Toplanma Yöntemi ve Hukuki Sebebi

Kişisel verileriniz, şirketimiz tarafından sağlanan ürün ve hizmetler kapsamında promosyon, kampanya ve tanıtım faaliyetlerinin yürütülmesi sırasında internet sitemizde yer alan E-Bülten Aboneliği bölümünde e-posta adreslerini bildiren kişilere Şirketimizin ticari olarak faaliyet gösterdiği alanlarda reklam, tanıtım ve bilgilendirme yapmasına ilişkin sözleşmenin kurulması ve ifası, veri sorumlusunun meşru menfaati ve açık rızanız kapsamında işlenmektedir.

Kişisel Verilerin İşlenme Amaçları

Kişisel verileriniz Şirketimiz tarafından, aşağıdaki belirtilen işleme amaçlarıyla uygun süre zarfında, KVKK’nın 5. ve 6. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları kapsamında işlenecektir:

İletişim faaliyetlerinin yürütülmesi

Reklam / kampanya / promosyon Süreçlerinin Yürütülmesi

Saklama ve arşiv faaliyetlerinin yürütülmesi

Pazarlama analiz çalışmalarının yürütülmesi

Ürün / hizmetlerin pazarlama süreçlerinin yürütülmesi,

Organizasyon ve etkinlik yönetimi

Şirketimizin faaliyet alanlarında reklam, tanıtım ve bilgilendirme hizmeti sağlamak,

Şirketimiz tarafından gönderilen bu e-postalar üzerine gelen talep ve şikayetlerin cevaplanması,

Hukuki bir ihtilafın vuku bulması halinde hukuki işlem yapmak,

Sair tüm yasal yükümlülükler.

Kişisel Verilerin Hangi Amaçlarla Kimlere Aktarılabileceği

Şirketimiz, kişisel verileri “bilme gereği” ve “kullanma gereği” ilkelerine uygun olarak, gerekli veri minimizasyonunu sağlayarak ve gerekli teknik ve idari güvenlik tedbirlerini alarak işlemeye özen göstermektedir ve sadece zorunlu durumlarda üçüncü kişilere aktarmaktadır. Kişisel verileriniz; KVKK’nın 8. ve 9. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları çerçevesinde Şirketimiz ilgili birimlerince işlenmekte ve aşağıda yer verilen amaçlarla üçüncü kişilerle paylaşılmaktadır.

İlgili mevzuatı gereği talep halinde idari makamlara, adli makamlara veya ilgili kolluk kuvvetlerine, yetkili idari ve denetleme kurullarına ve/veya diğer yetkili denetleyici kurum ve kuruluşlara aktarılabilecek ve/veya hukuki bir ihtilaf vuku bulması halinde Şirketimizin hukuki menfaatlerinin korunması amacıyla bu mercilerle ve Şirketimiz avukatları ile paylaşılmaktadır.

Ürün ve hizmetlerimizin tanıtımı amacıyla E- Bülten Aboneliği veri işleme altyapısını tedarik ettiğimiz iş ortağımız, bu bildirimlerin yapılması amacıyla hizmet aldığımız ajanslar ve pazarlama analiz şirketleri ile paylaşılmaktadır.

Kişisel verileriniz e-posta altyapısı ve ilgili hizmetlerinden yararlandığımız hizmet sağlayıcılarımızın yurt dışında bulunan veri depolama sistemleri nedeniyle KVKK’nın 9. maddesindeki şartlardan biri olan açık rıza şartı sağlandığı takdirde yurt dışına aktarılabilmektedir.

Kişisel Verilerin Saklama Süresi

Kişisel verilerinizi, sunduğumuz hizmetlerin mahiyetinden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacıyla, hizmetlerin sağlandığı süre boyunca ve ardından hukuki yükümlülüklerini yerine getirmek ve meşru menfaatini temin etmek amaçlarıyla ilgili mevzuata uygun olarak, makul süreler boyunca saklayacaktır.

Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi ve Anonim Hale Getirilmesi

Kişisel verileriniz KVKK’nın 7. maddesi uyarınca işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması halinde kişisel veriler re’sen veya kişisel veri sahibinin talebi üzerine tarafımızca silinir, yok edilir veya anonim hale getirilir.

Kişisel Verilerinizin Güvenliği

Bize sağladığınız kişisel verilerin gizliliğini ve güvenliğini korumaya önem veriyoruz. Bu doğrultuda, kişisel verilerinizi yetkisiz erişim, zarar, kayıp veya ifşaya karşı korumak için gerekli teknik ve idari güvenlik önlemleri almaktayız.

Kişisel Veri Sahibi İlgili Kişinin Hakları

Kişisel veri sahibi “İlgili Kişi”, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 11. maddesinde aşağıda yer verilen haklarını ve taleplerini www.eliteworldhotels.com.tr adresinde yer alan Başvuru Formunu usule uygun olarak doldurmak suretiyle bildirebilecektir.

6698 sayılı KVKK’nın 11. Maddesi kapsamında herkes veri sorumlusu sıfatı ile Şirketimize aşağıdaki hususlarda başvurma hakkına sahiptir:

• Kişisel verilerinizin işlenip işlenmediğini öğrenme,

• İşlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme,

• Kişisel verilerinizin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,• Yurt içinde veya yurt dışında aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,

• Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması halinde bunların düzeltilmesini isteme,

• KVKK’da öngörülen şartlar çerçevesinde kişisel verilerinizin silinmesini veya yok edilmesini isteme,• Yukarıda belirtilen düzeltme, silinme ve yok edilme şeklindeki haklarınız uyarınca yapılan işlemlerin, kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,

• İşlenen kişisel verilerinizin münhasıran otomatik sistemler ile analiz edilmesi sureti ile aleyhinize bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme,

• Kişisel verilerinizin ilgili mevzuata aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğramanız halinde zararınızın giderilmesini talep etme haklarına sahipsiniz.

Hak ve Talepleriniz İçin İletişim

Kişisel verilerinizle ilgili sorularınızı ve taleplerinizi, Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları hakkında Tebliğ’de belirtilen şartlara uygun düzenlenmiş dilekçeyle aşağıdaki yöntemlerle iletebilirsiniz.

“Şahsen Yazılı Başvuru” yoluna başvuracak İlgili Kişilerin kimliğini tevsik edici belgeleri ibraz etmesi zorunludur. Bu bağlamda Maslak Mahallesi, Dereboyu 2. Cadde, No: 15A/70, Ata Center İş Merkezi Kat: G2, Sarıyer/İstanbul adresine yapacağınız şahsen yazılı başvurularda başvuru formuyla birlikte kimlik fotokopisinin yalnızca ön yüzünün (kan grubu ve din hanesi gözükmeyecek şekilde) ibraz edilmesini rica ederiz.

Başvuru formunun tebligat zarfına veya e-postanın konu kısmına “Kişisel Verilerin Korunması Kanunu İlgili Kişi Talebi” yazılmasını rica ederiz.

Kişisel veri sahipleri olarak, haklarınıza ilişkin taleplerinizi, Medyascope ‘a iletmeniz durumunda Medyascope talebinizi en geç 30 (otuz) gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandıracaktır. Ancak, başvurunuza verilecek yanıtın mevzuat uyarınca bir maliyet gerektirmesi halinde Medyascope tarafından Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından belirlenen tarifedeki ücret talep edilebilecektir.

Ticari Elektronik İleti Gönderimi Hakkında Bilgilendirme

6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca ticari elektronik ileti; telefon, çağrı merkezleri, faks, otomatik arama makineleri, akıllı ses kaydedici sistemler, elektronik posta, kısa mesaj hizmeti gibi vasıtalar kullanılarak elektronik ortamda gerçekleştirilen ve ticari amaçlarla gönderilen veri, ses ve görüntü içerikli iletileri ifade eder.

Ticari elektronik iletiler, alıcılara ancak önceden onayları alınmak kaydıyla gönderilebilir. Ticari Elektronik İleti Yönetim Sistemi (“İYS”) üzerinde onayı bulunmayan alıcılara ticari elektronik ileti gönderilemez. Bu onay, yazılı olarak veya her türlü elektronik iletişim araçlarıyla ya da İYS üzerinden alınabilir. İYS üzerinden alınan onaylarda ise olumlu irade beyanı ve elektronik iletişim adresi yer alır. Alıcılar diledikleri zaman, hiçbir gerekçe belirtmeksizin ticari elektronik iletileri almayı reddedebilir. Alıcının ret bildiriminde bulunması, bildirimin yapıldığı iletişim kanalına ilişkin onayı geçersiz kılar. Alıcı reddetme hakkını İYS üzerinden de kullanabilir.

Alıcının kendisiyle iletişime geçilmesi amacıyla iletişim bilgilerini vermesi halinde, temin edilen mal veya hizmetlere ilişkin değişiklik, kullanım ve bakıma yönelik ticari elektronik iletiler için ayrıca onay alınmaz.

Tacir veya esnaf olan alıcıların elektronik iletişim adreslerine gönderilen ticari elektronik iletiler için önceden onay alınması zorunlu değildir. Ancak tacir ve esnafların ilgili mevzuatta yer alan reddetme hakkını kullanması halinde onayları alınmadan ticari elektronik ileti gönderilemez. Bu kapsamında ileti gönderilmesinden önce tacir veya esnaf olan alıcıların elektronik iletişim adresleri hizmet sağlayıcı tarafından İYS’ye kaydedilir ve İYS üzerinden alıcıların ret hakkını kullanıp kullanmadığı kontrol edilir.

6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca, Scope Medya Ticaret Pazarlama A.Ş.’nin (“Medyascope”) tarafından vermekte olduğumuz hizmetler kapsamında, Medyascope üzerinden temin edilen bilgileriniz doğrultusunda, onay vermeniz halinde E-posta iletişim aracı kullanarak tarafınıza her türlü bilgilendirme, tanıtım, reklam, ürün teklifleri, promosyonlar, kampanyalar, memnuniyet değerlendirme çalışmaları ve duyuruların iletilmesi amacıyla tarafınızla iletişime geçilebilecektir.

6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uyarınca ticari elektronik ileti gönderimine dair onay verseniz dahi dilediğiniz zaman, hiçbir gerekçe belirtmeksizin ticari elektronik iletileri almayı reddedebilirsiniz. Ret bildirimini kolay ve ücretsiz bir şekilde olmak üzere e-posta iletişim kanalı ile verebileceğinizi hatırlatmak isteriz. Reddetme hakkınızı İYS üzerinden de kullanabilirsiniz.


© Medyascope