menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gülener Kırnalı yazdı: Macron’un havalı gözlükleri ve Trump karşısında “omurga” arayışı

10 1
25.01.2026

Tarihin gördüğü en maço Davos Zirvesi’ni geride bıraktık. Büyük bir küresel istikrarsızlık döneminin içinden geçerken; başta Rusya-Ukrayna Savaşı ve Gazze-İsrail Savaşı olmak üzere bir dizi krize çözüm üretme hedefiyle ve “Diyalog Ruhu” temasıyla organize edilen bu yılki Davos Zirvesi, diyalog ruhundan çok uzak bir tablo ortaya koydu. Davos, son aylarda özellikle Trump’ın söylem ve hamleleriyle çığırından çıkmış küresel güç siyasetinin agresif, meydan okuyan ve testosteron yüklü ruhuna ayak uydurarak adeta bir gövde gösterisi performansına dönüştü. Bu kırılmaları merkezine alan pek çok konuşma yapıldı ama içlerinden biri vardı ki sadece Davos’un değil, küresel siyasetin de merkezine oturdu: Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un sert bir imaj ve üslupla yaptığı, Trump’ı açıkça karşısına alan mesajlarla yüklü konuşması.

Macron’un gündeme oturmasının tek sebebi verdiği sert mesajlar değildi. Konuşmayı “Top Gun” filmini anımsatan aynalı pilot gözlükleriyle yapması, adeta verdiği siyasi mesajın görsel bir simgesine dönüştü. Nitekim Macron’un gözlükleri viral oldu; internette Macron’u ve gözlüklerini konu edinen binlerce meme ve yapay zekâ parodisi üretildi. Öyle ki bu görsellerin önemli bir kısmında Macron, Trump’a ve Putin’e karşı duran sert bir “kahraman” gibi tasvir ediliyor.

Her ne kadar Macron cephesi, gözlüğün nedeninin damar çatlamasına bağlı basit bir göz rahatsızlığı olduğunu söylese de, birçok yorumcuya göre Macron’un iç mekânda bile çıkarmadığı bu aynalı pilot gözlük, stilden ibaret olmayan bir imaj ve mesaj taşıyor. Hatta bu gözlüklerin çoktan siyasî bir sembole dönüştüğünü bile söylemek mümkün. Bu siyasi sembolü olumlayanların pek çoğu bu havalı gözlüklere şu yoğun anlamı biçiyor: Avrupa’da birilerinin artık Trump’a karşı ayağa kalkmasının zamanı gelmişti.

Davos’ta havanın giderek daha sert, rekabetçi ve “maço” bir tona kaydığı; özellikle Trump’ın hepimize boca ettiği bu zehir zemberek 2026 Ocak ayıyla birlikte Batı siyasetinde güç gösterisi ve meydan okuma dilinin öne çıktığı herkesin malumu. Bu atmosferde de Macron’un agresif imajını, Avrupa’nın “yumuşak” görünme riskine karşı özgüvenli ve meydan okuyan bir liderlik mesajı olarak okumak gerekiyor.

Nitekim kitleleri peşinde sürükleyen bu gözlüklerin ardında, Macron’un konuşmasındaki istisnai karşı duruş da çok önemliydi. Macron, Davos’ta yaptığı konuşmada Trump’ın dış siyasetine, ticaret baskılarına ve gümrük vergisi tehditlerine karşı Avrupa’nın “geri çekilen” değil; çıkarlarını açıkça savunan ve gerekirse karşılık veren bir güç olması gerektiğini net bir dille vurguladı. Dünyanın giderek kuralsızlaşan, güç siyasetine teslim olan bir düzene sürüklendiğinin altını çizen Macron; böyle bir ortamda Avrupa’nın stratejik bağımsızlığını güçlendirmesi ve ticaret savaşlarını körükleyen yaklaşımlara boyun eğmemesi gerektiğini ima etti. ABD’nin dayatmalarına karşı Avrupa’nın kendi rotasını çizmesi gerektiğini uzun zamandır açıktan dile getiren ve bu perspektifin başat aktörü olan Macron’un bu tarihi konuşmasının Türkçesi kabaca şu: “Trump’a boyun eğemeyiz, yapabileceklerimiz var ve bunları yapmak zorundayız.”

Macron’un bu çıkışını alkışlayan çok kişi var; zira ortalık bütünüyle Gotham City’nin karanlık ve grotesk atmosferine bürünmüş durumda. Trump’ın Joker gibi kaosu ödüllendiren, düzenin köküne kibrit suyu döken siyaseti karşısında, Avrupa’nın düzen iddiasının ancak “Batman”vari bir sertlik ve kararlılıkla ayakta kalabileceğini düşünenler artıyor. Ama bu düzenci karakterin de Batman’in açmazlarına benzer sınırları var: Kaosa karşı “düzen” adına mevcut sistemi ve araçlarını arkasına almak zorunda; statükoyu yeniden tesis etmeye çalışırken de ciddi pahalar, riskler ve yapısal tıkanıklıklar üretiyor.

Macron en üst perdeden konuştu fakat bu sert mesajlarının baş muhatabı olan Trump ise beklendiği gibi Macron’un imajını ve sertliğini Trump dilinde ti’ye aldı. Macron’un gözlükleriyle dalga geçen Trump, “Dün onu o güzel güneş gözlükleriyle izledim. Ne oldu ona, Allah aşkına?” diyerek küçümseyici bir ton takındı. Bununla kalmadı, “Ama sert olmaya çalışıyordu, onu da izledim” diye ekleyerek hem bu konuştuğumuz karizma denemesini hedef aldı hem de bu siyasi meydan okumayı hafife aldığını gösterdi.

Üstelik Davos öncesinde de Trump, Macron ve NATO Genel Sekreteri Rutte’nin kendisine attığı özel mesajları sosyal medya hesabından paylaşarak rakipleriyle dünyanın gözü önünde alay etme ve onları küçük düşürme anlayışı içerisinde çıtayı bir kez daha yükseltmişti.

Macron’un havalı gözlüklerinin ve sert mesajlarının etrafında büyüyen daha büyük bir tartışma var: Avrupa, Trump’a karşı gerçekten meydan okuyabilecek mi? Hatta daha da net bir ifadeyle sormak gerekirse; Avrupa, Trump’ın emperyalist ve fetihçi siyasetinin karşısında bir birlik hâlinde omurgalı bir karşı duruş sergileyebilecek mi?

Nitekim Davos Zirvesi’nde sadece Avrupa’dan değil, dünyanın farklı yerlerinden de “Trump’a dur denmesi gerektiğini” dile getiren pek........

© Medyascope