Emre Dündar ile Spekülatif (14): Yetenek doğuştan mı gelir? Deha aslında bir efsane mi?
Son güncelleme: 18 Temmuz 2026 -
Emre Dündar ile Spekülatif (14): Yetenek doğuştan mı gelir? Deha aslında bir efsane mi?
18 Temmuz 2026 Cumartesi
Tercih edilen kaynak olarak ekle
İSTANBUL (Medyascope) – Yetenek doğuştan mı gelir, yoksa sonradan mı gelişir? Deha gerçekten var mı, yoksa kültürel bir efsane mi? Spekülatif’in bu bölümünde Emre Dündar, yetenek kavramını felsefe, nörobilim, sanat tarihi ve eğitim perspektifinden ele aldı.
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
Emre Dündar, yetenek ve deha kavramlarını tarihsel perspektiften ele aldı.
Yeteneğin tamamen bir efsane olmadığını, ancak deha kavramının pazarlama aracına dönüştüğünü belirtti.
Dündar, deha anlatılarının eksik kurulduğunu ve modern deha kavramının pazarlanabilir hale geldiğini ifade etti.
Spekülatif’in bu bölümünde Emre Dündar, yetenek ve deha kavramlarının tarihsel gelişimini değerlendirdi. Dündar, yeteneğin tamamen bir efsane olmadığını fakat toplumun “Deha” kavramını zamanla bir pazarlama aracına dönüştürdüğünü vurguladı.
“Yetenek” kelimesinin kökenine değinen Emre Dündar, kavramın bugünkü anlamına tarih boyunca farklı biçimlerde ulaştığını anlattı:
“Yetenek diye bir şey elbette var. Nörolojik olarak da var olan bir şey ama kültürel anlamı tarih boyunca sürekli değişiyor. Bazı dönemlerde çok önemli görülmüyor, bazı dönemlerde ise satılabilir bir marketing malzemesine dönüşüyor. En büyük spekülasyonlardan biri de şu: Yetenek kültürel tarihsel bir illüzyon mu? Bana göre hayır. Gerçek ama ona yüklediğimiz anlam sürekli değişiyor.”
“Yetenek diye bir şey elbette var. Nörolojik olarak da var olan bir şey ama kültürel anlamı tarih boyunca sürekli değişiyor. Bazı dönemlerde çok önemli görülmüyor, bazı dönemlerde ise satılabilir bir marketing malzemesine dönüşüyor. En büyük spekülasyonlardan biri de şu: Yetenek kültürel tarihsel bir illüzyon mu? Bana göre hayır. Gerçek ama ona yüklediğimiz anlam sürekli değişiyor.”
Nietzsche’nin de bu kavrama eleştirel yaklaştığını belirten Dündar, “Nietzsche yetenek kavramının insanı tembelliğe sürükleyebileceğini söyler. İnsan ‘Ben yetenekli değilim, uğraşsam da olmaz’ diyerek çabadan vazgeçebilir. Bu yüzden yalnızca doğuştan gelen özelliklere odaklanmak yanıltıcıdır.” dedi.
Yetenek doğuştan mı gelir?
Müzik eğitimcisi olarak yıllardır çocuklarla çalıştığını anlatan Dündar, yeteneğin doğuşunun tek bir özelliğe indirgenemeyeceğini söyledi:
“Ben yeteneğin bir ortalama olduğunu düşünüyorum. Bir çocuk yarışa 3-0 önde başlayabilir, bir başkası geriden başlayabilir ama bu fark çoğu zaman kapanabilir. Çünkü sadece kulağın iyi olması yetmiyor. Çalışma iradesi, hafıza, soyut düşünme becerisi, yorum yapabilme gücü gibi başka yetenekler de devreye giriyor. Sonuçta ortaya çıkan şey bunların ortalaması oluyor.” googletag.cmd.push(function() { googletag.display('inline_ad'); });
“Ben yeteneğin bir ortalama olduğunu düşünüyorum. Bir çocuk yarışa 3-0 önde başlayabilir, bir başkası geriden başlayabilir ama bu fark çoğu zaman kapanabilir. Çünkü sadece kulağın iyi olması yetmiyor. Çalışma iradesi, hafıza, soyut düşünme becerisi, yorum yapabilme gücü gibi başka yetenekler de devreye giriyor. Sonuçta ortaya çıkan şey bunların ortalaması oluyor.”
Mozart örneğine de değinen Dündar, deha anlatılarının çoğu zaman eksik kurulduğuna dikkat çekerek şunları ekledi:
“Mozart denince hep kusursuz bir deha anlatılıyor. Elbette çok büyük bir besteci ama yüzlerce eserinin hepsi başyapıt değil. İnsanlar yalnızca Kırkıncı Senfoni’yi, Don Giovanni’yi ya da Requiem’i hatırlıyor. Oysa arkasında yüzlerce sıradan eser de var. İnsanlar başarının arkasındaki binlerce denemeyi görmek istemiyor.”
“Mozart denince hep kusursuz bir deha anlatılıyor. Elbette çok büyük bir besteci ama yüzlerce eserinin hepsi başyapıt değil. İnsanlar yalnızca Kırkıncı Senfoni’yi, Don Giovanni’yi ya da Requiem’i hatırlıyor. Oysa arkasında yüzlerce sıradan eser de var. İnsanlar başarının arkasındaki binlerce denemeyi görmek istemiyor.”
Günümüzde “deha” kavramı çoğu zaman bilimsel bir tanımdan çok pazarlama stratejisi olarak kullanıldığını öne süren Dündar, “Deha söylemi bugün bambaşka bir noktaya geldi. Modern çağlarda genius dediğimiz şey satılabilir bir paket haline dönüştü. Elbette Einstein’ın olağanüstü bir zekâya sahip olduğunu inkâr edemeyiz ama onun üzerinden kurulan dağınık saçlı, çılgın, kimsenin anlamadığı dâhi imgesi büyük ölçüde bir satış nesnesi” dedi.
felsefe ve filozoflar
Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.
Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.
Medyascope'u Google Haberler üzerinden takip edin
Medyascope'un mobil uygulamasını indirin
Yener Orkunoğlu yazdı | Hegel’in dinamik evreni: Varlık, hiçlik ve oluşun diyalektiği
Emre Dündar ile Spekülatif (13): Yaratıcı düşünce nasıl geliştirilir? Büyük sanatçıların ortak sırrı!
Yener Orkunoğlu yazdı: Deniz Göktaş ve komedinin özgürleştirici gücü
Emre Dündar / Diğer içerikleri
Emre Dündar ile Spekülatif (13): Yaratıcı düşünce nasıl geliştirilir? Büyük sanatçıların ortak sırrı!
Emre Dündar ile Spekülatif: Sanat ve din arasındaki ilişki nasıl başladı, nasıl koptu?
Emre Dündar ile Spekülatif (12): Oryantalizm nedir? | Edward Said, sömürgecilik ve Batı’nın Doğu algısı
Emre Dündar ile Spekülatif (11): Teknoloji gerçekten garajda mı doğdu?
Emre Dündar ile........
