menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Siyasi Partilerdeki Güç Yozlaşması – Prof.Dr.Bülbül Yazdı

21 0
02.03.2026

Siyasi partilerde Cumhuriyet tarihinin en kritik yozlaşması ya da bozulması yaşanıyor. Hem tarihsel hem de güncel örneklerine baktığımızda birbirine benzer dinamikler ve örnekler görülmektedir. Bozulmanın esas nedeni yapısal ve insani faktörlerdir.

Partilerdeki güç yoğunlaşması ve denetimsizlik, bozulmanın önemli nedenleri arasında gösterilebilir. Bu durum, parti içi demokrasinin azalmasına neden olur. Lider, yapılan her eleştiriyi ihanet olarak görür ve kendi partisine ömrünü vermiş insanların partiyle ilişkisini kestirir. Liyakatin önemi kalmaz; önemli olan koşulsuz sadakattir. Unutmayın, her sadakat sorgulanmadığında yozlaşmaya kapı aralar; sonu kayırmacılıktır, kayırmacılık da yolsuzluğa zemin hazırlar.

Bu durum, finansman ve çıkar ilişkilerini gündeme getirir. En çabuk başvurulan yöntem ise kamu ihaleleri, bağış ilişkileri ve şirket-siyaset ilişkileridir. Şeffaf olmayan belediye başkanı ve lider anlayışı, sonunda kayıt dışı parti finansmanını oluşturur. Bu tür ilişkiler, kamu yararı yerine özel çıkarların maksimize edilmesine yol açar. Bunun diğer adı yolsuzluktur.

Kamu kaynakları kullanılarak kadrolaşma ve nepotizm merkeze alınır. Liderler ya da belediye başkanları, devlete kendi kadrolarını yerleştirmeye başlar. Artık devlete bağlılık yerine lidere ya da başkana bağlılık temel kriter hâline gelir. Ehliyet bitmiştir; lidere ve başkana sadakat ya da uşaklık adeta manifesto olmuştur.

İlkelerin yerini, ideallerden uzaklaşan pragmatizm ve oy kaygısı almıştır; bu anlayış tüm ilkelerin önüne geçmiştir. Varsa da yoksa da popülizm anlayışı hâkimdir. Liderliğin ya da başkanlığın sürmesi, ilkelerden daha önemli hâle gelmiştir. Artık lider ya da başkan kalabilmek için toplum kutuplaştırılmalı, kimlik siyaseti öne çıkarılmalı; hesap sorulabilirlik yerini hesapsızlığa bırakmıştır. Başkana dokunulmadıkça yargı bağımsız, medya özgür, sivil toplum güçlü kabul edilir. “Nasıl olsa kazanırım” egosu aklının önüne geçmiştir. Lider ya da başkan kendinden o kadar emindir ki yolsuzluğun ortaya çıkmayacağını düşünür. “Ne kadar yanlış yaparsam yapayım bedel ödemem” akılsızlığına kapılmıştır.

Yanlış politikalarından dolayı bedel ödemeyeceği hırsı aklının önüne geçmiştir. İşte bu düşünce, artık sonunu hazırlamaya başlamıştır.

Sonuç olarak; siyasi partilerin hamuru insandır ve insan doğası gereği güç, çıkar ve statüyle sınanır. Yozlaşmayı ve yolsuzluğu önleyen iyi niyet değil, güçlü kurumlardır. Yok ettiğin şeffaflık, hesap verebilirlik, parti içi demokrasi, özgür medya ve bağımsız yargı için artık vakit çok geç olabilir. Oysa seni güçlü kılan ve iktidarda tutan bu değerlerdi.


© Medya Siyaset