Siyasette erdemin yokluğu – Hakan Paksoy Yazdı
Türkiye büyük kaosun içinde kıvranıyor. Bu büyük problem devletin yapısının yeniden şekillendirilme çalışmalarıyla hızla tırmanıyor. Tırmanıyor ve önünde Türk halkından başka engel yok. AKP, MHP ve DEM ittifakının ateşlediği yangına odun taşıyanlarsa, fırsat bulan bölücü zihin sahipleri ile Atatürk’ün yolundan sapmış bir kısım solcular.
En önemlisi de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (CHS), siyasi yapıyı alt üst etti. Tek adam yönetiminin, sistemi nasıl alt üst ettiğini yaşayarak görüyoruz.
Ve son yaşananlar siyasette neleri kaybettiğimizi gösteriyor. Bütün bunlar eksiklerimizi de can acıtıcı biçimde yüzümüze vuruyor.
Belediyelerde arkası arkasına yapılan operasyonlar ve başkanların parti değişiklikleri toplumda büyük bir tahribata yol açıyor. Vicdanları yaralıyor. Aynı zamanda toplumda siyasete ve siyasetçiye çok az olan güveni tamamen yok ediyor.
Belediyeler CHS’nden çok öncesinden beri tek adam yöntemiyle idare ediliyor. Yerel CHS örneği gibi sanki. Denetim de çok aza indirgendi. Hele belediye iktidardan ise denetim kapıdan içeri girmiyor. Yargı sopa olarak kullanılıyor. Ama sadece muhalif belediyeleri dövüyorlar. Onlar da kapağı iktidar partisine atarak kurtulmaya çalışıyor. Hoş bu sefer de itibarını kaybediyorlar ya. Hangisi kıymetli derseniz, görünen hapse girmemek.
Bütün bu yaşananlar üzerinde çok ama çok düşünmek gerekiyor. Çünkü çıkış da siyaset üzerinden olmalı. Başka yolu da yok. Aksi takdirde, Tanrı korusun, kavga çıkacak.
Yiğit düştüğü yerden kalkarmış
Peki, biz nerede düştük? Önce bu soruya cevap vermemiz gerekiyor değil mi?
Bunun için hem kendimize yani Türk Medeniyetine hem de Batı’ya bakılmalı. Kutadgu Bilig’de Yusuf Has Hacib, Kanunların Ruhu Üzerine’de Montesquieu (Monteskiyö) aynı şartı yazıyor. Erdemli olmak. Montesquieu en başta uyarıyor da. “Kasıt ne ahlâki erdem ne de Hristiyan (Dinî H.P) erdemidir. Kastedilen siyasi........© Medya Siyaset
