menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yatırımcılar neden “göremedi?..”

27 0
25.09.2026

Geçen haftalarda Türkiye, Tera Grubu ve Pusula Portföy’ün yönettiği yatırım fonlarında büyüyen bir krizle sarsıldı: Bazı fonlar manipülasyona uğradığı iddia edilen hisselere yoğun pozisyon taşıyordu, yatırımcı çıkışları hızlanınca fonlar temerrüde düştü, SPK yedi portföy yönetim şirketine ait yüzlerce fonu tasfiyeye kapattı, soruşturma tutuklamalara kadar uzandı.

Yaklaşık 511 bin yatırımcının toplam 24,5 milyar dolar civarında birikimi bu tasfiye sürecinin içinde kaldı. Bu krizin arkasındaki manipülasyon, denetim boşluğu ve sorumluluk kaçışı üzerine daha önce yazdık; bugünkü soru farklı: Milyonlarca insan aylardır, hatta yıllardır bu tabloyu görüyordu, peki neden hiçbiri durup sormadı?

Tera’nın bir numaralı fonu, çöküşten önceki bir yıl içinde 1.000 lirayı 6.710 liraya çıkarmıştı; aynı dönemde altın 530 lira, dolar 170 lira kazandırıyordu. Yani “güvenli” sayılan bir fon, altının on iki katı bir getiri vaat ediyordu, üstelik ayları değil yılı bulan bir süre boyunca. Yüz binlerce yatırımcı bu tabloyu gördü, sorgulamadı, parasını yatırmaya devam etti. Soru basit görünüyor ama cevabı hiç basit değil: İnsanlar neden bu kadar açık bir alarmı görmezden geldi?

İlk katman, davranışsal iktisadın çok iyi bildiği bir mekanizma: sosyal kanıt. Bir yatırım aracına yüz binlerce kişi, yüz milyarlarca lira yatırmışsa, bireysel yatırımcı için “bu kadar insan yanılıyor olamaz” düşüncesi neredeyse otomatik devreye girer. Kalabalığın büyüklüğü, kendi başına bir güvence işareti gibi algılanır; oysa kalabalığın büyüklüğü, yalnızca kaç kişinin aynı yanılgıyı paylaştığını gösterir.

Bunun hemen yanında, çok daha eski ve çok daha insani bir dürtü işliyor: Kaybetme korkusu değil, kazanma iştahı. Komşusunun, iş arkadaşının, sosyal medyada takip ettiği bir ismin “bu fondan şu kadar kazandım” demesi, akılcı bir risk hesabını değil, geride kalma kaygısını tetikler. Getiri ne kadar anormal olursa olsun, “neden bu kadar yüksek” sorusunu sormak yerine “ben de kaçırmayayım” refleksi devreye girer. Piyasalarda buna “fear of missing out” denir; ama Türkçesi belki daha çarpıcı: Enflasyonun eritmediği parasını arayan bir toplumda, sıra dışı bir getiri, şüphe değil, umut uyandırır.

İkinci katman, otorite ve kurumsallık algısı. Bu........

© Medya Günlüğü